Puan vermedi·459 syf.····Okunma: 22 Ağustos 2024 10:04 İnce Memedin ana teması bir yana Seyran bir yanadır benim için. Onda bir başkalık var. Öylesine biri gibi ama öyle değil. Beni bir kadın olarak bile kendine hayran bıraktı. O kadar. Eğer bu kitabı bitirdiğim gibi bir şeyler yazsaydım çok daha farklı şeyler yazardım. Öyle olmaması için susturdum kendimi. Yaşar Kemal okumayı seviyorum, Çukurova'yı seviyorum, İnce Mehmed okumayı daha çok seviyorum. Anlatmak istediği çoğu şeyi anlıyorum, öyle sanıyorum. Yargılamıyorum. Yaşar Kemal'in İnce Mehmed için mecbur adamın romanı dediğini biliyorum . Bu sefer okurken dikkatimi çeken bir yer oldu. Daha doğrusu birçok yer. Birkaç kişinin tepkisi. İnsanlar zulüm altındayken ince Mehmed'in bir kenarda beklemesini resmen kınıyordu. Kızıyorlardı. Küsüyorlardı. Bir tek Seyran küsmüyordu. Bir tek o kızmıyordu. Bir tek o onu eşkıya olmanın dışında görüyordu. Ama fark ettiğim şey bu da değil. Fark ettiğim, Mehmedin mecbur kalmadıkça gerçekten kimseyi vurmadığı, öldürmediğiydi. Hele o kendini suçlaması. Yapılan zulümler suçlanmayacak gibi değildi. İnsanların ruhi değişimi o kadar hızlıydı ki. Mehmed bir anda kurtarıcı, bir anda zulmün sebebi olabiliyordu onlar için. Sinmiş, korkmuş insanlar. Saman alevi gibi öfkeler. Yine inandıkları şey uğruna bir anda canını verebilecek insanlar. Yaşar Kemal iyi yazıyor. Kimse bunun aksini iddia edemez. Tekmil yazarlar toplansa bunun dışında bir şey söyleyemez. İşte o kadar.
"Seyranın yanında durdu. Bir türlü başım kaldırıp Seyranın yüzüne bakamıyordu. Seyranın sağ yanına sarkmış elini usulca tuttu sıktı. Sonra gene usulca, incitmekten korkarmışçasına Seyranı kucakladı, başı yerde atına atladı, doldurdu, doludizgin bir toz bulutu içinde köyden uzaklaştı gitti. Seyran ona güle güle, uğur ola diyemedi, arkasından bakamadı, ağlayamadı, gülemedi, orada öyle koca dutun yanı başında, güneşin altında kurudu kaldı...."