Puan vermedi·204 syf.··Beğendi
· Niye Okudum: Aslında Görünmez Kentler klasik anlamda okunan bir şey değil tam olarak. Belli dönemlerde ziyaret ederek tekrar tekrar zevkine varılması gereken bir sanat eseri belki. Bir Boticelli, Bosch ya da Bruegel tablosu gibi. Daha önce tam olarak zevkine varamadan hızlıca tükettiğim bu kitapla yeniden hoşlaşma şansını da - 1001 kitap yazıları sayesinde- bu dönemde buldum ben de.
Değdi mi: Mistik bir kitap Görünmez Kentler. İlk andan itibaren sisler içinde yürüyorsunuz Kubilay Han'ın koridorlarında. Marco Polo'nun doğudaki gizemli yolculuğunu, Hanla arasındaki o bilge sohbetleri izliyor ya da binbir gece masallarındaki o esrarengiz havayı soluyorsunuz bir şekilde. Ama aynı zamanda bir Calvino kitabı okuyorsunuz. Burası onun dünyası, Polo'nun değil. O'nun zekası, matematiksel mükemmelliği sislerin arasında yol gösteriyor sinsice. Bu da ne diyebileceğiniz çok şey var şu küçücük kitapta, zihni sonuna kadar uyanık tutan. Yani eskiden de değmişti bir şekilde. Şimdi de değiyor benim için. Sizin ne beklediğinize bağlı ama.
Sevmedim: Bir iki şehirde Calvino güncel romanlara kayarak okuyucuyu şaşırtmak için twist koyuyor öyküye gereksizce . Bunlar kitabın o bahsettiğim mistik tarzını baltalıyor bana göre.
Kim Okusun : Calvino'yu sevenler, postmodernizme bayılanlar, gezi yazıları ile ilgili olup gezi yazısı olmayan gezi yazılarını daha çok takip edenler, gezi yazılarını bu işe karıştırdığım için bana saydıranlar, şehirlerde kadın ismini tercih edenler, kadınlarda şehir ismini tercih edenler, okuduğu şeylerde anlam arayanlar, anlamı anlamaya gerek görmeyenler, her şehir için burada paylaştığım alıntıları beğenenler, kitaptaki her şey burada paylaşılır mı diyen ama içten içe kitabı merak edenler, materyalistler, hümanister, sofistler, analistler, yani kısaca herkes.