Brandon Sanderson okumaya Sissoylu serisi ile başlayıp ve etkisi ile çarpılmış biri olarak Fırtına Işığı Arşivi'ni de hayranlıkla okumuştum. Elantris 'i çok sonlara bırakmasam iyi olur diyerek araya aldım malum yol uzun Sanderson Külliyatında.
Kitabı 3 Ana karakterin gözünden okuyoruz. Raoden, Sarene, Hrathen
Kitabın ilk sayfalarında yarattığı etki, gizem ve merak bizi sürüklüyor hatta ben notlar almaya bile başladım okurken. Ama sonra zaten alışıyorsunuz, hangi karakter ne yapıyor, amacı ne gibi sorularınıza tahminler üretmeye başlıyor zihnim. Elbette Sanderson öyle farklı evren sunuyor ki öngörülemezlik illa ki olacak ama not almayı bir süre sonra bıraktım ben. Raoden'in umudu , çalışaknlığı ve iyimser bakış açısını okurken su gibi akan sayfalar, Sarene'yi okurken sıkıldığım oran ile eşit. Hrathen ise cidden ne yapacağı belli olmaya bir antikahramandı zihnimde sürekli.
Yazarın ilk kitabı olduğu için gizemi korumaya sanki o kadar odaklanmış ki politika ile uzatmış orta kısımları okurken çok sıkıldım. Bir şey kaçırmak istemediğim için de pür dikkat okurken yoruldum.
Son 100 sayfa çok iyidi ama neden olayların çözüme kavuşturmayı bu kadar hızlı yazdı anlamadım.
Bazı ölümler çok hızlı oldu vetek paragrafta geçildi hatta tek cümlede. Yan karakter bile olsa yazardan daha çok değer verdiğim kesin örneğin Karata'ya.sy 577 bknz. tek cümle uygun görmüş yazar.
Bana göre Sanderson'a giriş kitabı kesinlikle bu olmamalı. Ben ilk bunu okusam devam etmezdim. Savaşkıran, Zümrüt Denizli Tress başlangıç olmalı.
Özetle bana göre en zayıf kitabı yazarın ama yeni başlayanlar belki sever.