Vampir Fenomeni Üzerine Derli Toplu Bir Çalışma
9/10
·128 syf.··
2024 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2024 00:00
İnceleme-araştırma kitapları okumayı seviyorum. Osmanlı Vampirleri, ismiyle ilgi çeken bir kitap. Fakat kitabın adına aldanıp da salt vampir hikâyesi, çeşitli hurafeler üzerine bir kitap olduğunu düşünmemek lazım. Bahsi geçen bazı söylenceler var tabii ama kitabın genellikle üzerinde durduğu konular; vampir söylencesinin nerede ve nasıl ortaya çıktığı, hangi halklar ve inançlar arasında yaygın olduğu, vampirlere karşı ne gibi önlemlerin alındığı, vampir kelimesinin ne gibi anlamlarda kullanıldığı ve bu vampir fenomeniyle ilgili kullanılan diğer kelimelerin neler olduğu. Yazar, kitabı üç bölüme ayırmış. Özellikle vampir söylencesinin geçtiği ilk kaynakların üzerinde durmuş. Kitabın başında bir vampir ayrımı yapmış ve vampirleri ‘‘folklorik vampir’’ ile ‘‘kurgusal vampir’’ olarak ikiye ayırmış. Folklorik vampir yüzyıllardır halk arasında varlığını sürdüren cadı, hortlak, gulyabani gibi doğaüstü varlıkları da kasteden klasik bir kötücül varlık aslında. Kurgusal ya da modern vampir ise daha ziyade popüler kültürde yerini bulan, kan emmesiyle ünlü, hepimizin aklındaki tipik vampir fenomeni. Vampir söylencesinin ortaya çıktığı bölge olarak daha çok Orta ve Doğu Avrupa ile Trakya üzerinde durulmuş. Yine Ege ve Karadeniz’de de bu söylencenin var olduğu belirtilmiş. Bu söylencenin çıkış noktasının Rum Ortodoks Kilisesi’ne bağlı Slav ve Grek toplulukların olduğu inancı yaygın olsa da aslında bu inanışın çıkış noktasının Osmanlı toprakları olduğu üzerinde durulmuş. Daha sonrasındaysa farklı inançlarda ve toplumlarda vampirin ortak bir kültürel değer hâlini aldığı, farklı isimlerle de olsa varlığını bir şekilde sürdürdüğü anlatılmış. Burada özellikle Doğu’nun folklorik vampiriyle Batı’nın modern-kurgusal vampiri arasındaki farklar da önemli. Başlarda Batı, Doğu’nun folklorik vampirini cahilce bir inanç, hurafe hatta gülünç bulur. Çünkü Batı’da yaygın olan kötücül varlık ‘‘cadı’’dır. Fakat Batı, bu vampir fenomeninden etkilenerek kendi modern-kurgusal vampirini yaratır ki bunda da özellikle dönemin önemli yazarlarının vampir konulu romanları, şiirleri etkili olur. İlerleyen süreçte de Bram Stoker tarafından yazılan ‘‘Dracula’’ bu kurgusal vampirlerin bir numaralı modeli olur. Teknolojinin gelişmesiyle de yine dizi ve filmlerle birlikte bu kurgusal vampir fenomeninin popülerleştiğini görürüz. Kitabın ikinci ve üçüncü bölümlerindeyse Müslümanların vampir söylencesine verdiği tepkiler ve Avrupa’daki tepkiler ele alınmış. Özellikle Müslüman Osmanlılarla ilgili bölümü ilgiyle okudum. Burada vampirden bahseden ilk kitaplar dışında özellikle vampirlerle alakalı fetvalar ve ilmihâller oldukça dikkat çekici. Çalışmada Ebussuud Efendi’nin vampir fetvalarına yer verilmiş. Müslüman Osmanlıların vampirleri zaman zaman hurafe, zaman zaman da aklın sınırlarını aşan bir kavram olarak niteledikleri görülüyor. Özellikle bu bölümde Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’sindeki vampirlerle ilgili bölümler de ilgimi çekti. Evliya Çelebi, vampir yerine o manaya gelen ‘‘obur’’ kavramı üzerinde duruyor ve geceleri gökyüzünde birbirleriyle savaşan oburlardan bahsediyor. Kitabın bir yerinde Carlo Ginzburg’dan da bahsedilmiş. Kendisinin ‘‘Gece Savaşları’’ adlı bir kitabı var. 16. ve 17. yüzyıllarda cadılık ve tarım kültleri üzerine olan bu kitabın adı, Evliya Çelebi’nin anlatımındaki o gece savaşlarından geliyor. Bu bölümü okuyunca aklıma direkt bu kitap geldi ki kaynakçada bu kitap da var. Vampir söylencesinin en can alıcı noktasıysa vampirlerle mücadele konusu. Ölüye kazık çakmak, mezara sönmemiş kireç dökmek, ölünün başını kesmek, ölünün kalbini çıkarıp haşlamak ya da ölüyü yakmak gibi yöntemler var. Yalnız Müslümanların ölü yakması dinen sıkıntılı bir konu olduğundan pek tercih edilmemiş. Fakat zaman zaman ölü yakmanın eski bir Türk geleneği olduğu gibi fetvalarla bu durum normalleştirilmeye çalışılmış. Kitapta vampir yerine kullanılan cadı, hortlak, gulyabani gibi daha bilindik kelimelerin dışında benim ilk kez duyduğum obur, vrykolakas, karakoncolos gibi kelimeler vardı. Özellikle Müslüman olmayan Osmanlılarda vrykolakas ve karakoncolos kullanımı daha yaygın. Fakat her kültürün vampir fenomeni ufak tefek farklılıklar gösteriyor. Kelimenin Türkçe ilk sözlüklerde ne şekilde tanımlandığına da son bölümde yer verilmiş. Kitabın akademik bir çalışma olduğunu söyleyebilirim. Yazar, Osmanlı toplumunda vampir inanışı üzerine tez de yazmış. Bu kitap, direkt tezin kitaplaştırılmış hâli mi, onu bilemiyorum. Yazar, başvurduğu kaynakları ve yardım aldığı hocaları da titizlikle göstermiş. Kitabın sonunda oldukça zengin bir kaynakça bölümü bulunuyor. Hem Türkçede hem yabancı dillerde yapılmış birçok önemli çalışmayı kaynakça bölümünde görebiliyoruz. Kitapta bazı önemli vampir söylencelerine değinilmekle birlikte ağırlıklı olarak bu bahsettiğim konular üzerinde durulmuş. O sebeple akademik bir çalışma olduğunu söyledim. Bu tip konulara ilgi duyuyorsanız bu kitabın derli toplu bir çalışma olduğunu söyleyebilirim.
Osmanlı VampirleriSalim Fikret Kırgi · İletişim Yayıncılık · 2018123 okunma
·
484 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.