Bakınız "Elinde sürünmek" deyiminin ben de vücut bulmuş hali Romana başladığımda kalbimi sarmadı. Ara verdim sonra tekrardan başladım. Ancak bitirebildim. Su gibi akmasa da yer yer ateş olup içimi yaktı bu roman.. Zehra ile Settarhan'ın hikayesinden ziyade İsmail bir buruk acı kaldı bende. İttihatcilere yöneltilen eleştiri ve ordumuzun telef edilişine duyulan sitem ince ama keskindi. Doğruya doğru ya Nar Ağacı'ndan evvel hic düşünmemiştim.. Zira hepimizin benliğinde şehitlik elde kılıçla ya da topla tüfekledir.. Açlık sefalet öyle açık seçikti ki satırlarda dayanamayip ağladığım çok oldu.. Aşkla şevkle okuyamasam da iyi ki okumuşum.. Beni bilmedigim diyarlarda gezdirip çekmedigim acılarda yoğurdugu için müteşekkirim. Kitabın akıcı olmama meselesi usluptaki acemlikten kaynaklı bence. Ve dahası bazen bazı betimlemeleri hızla geçtim.. Daha öz daha etkili olabilirdi.. Tabisi bu bana gore Son olarak bu fotoğrafta da tevafuk sonucu bulunan kırmızı beyaz şeritli çay tabağı meselesi :)) Yazarın demesine göre çayın demini daha güzel gösteriyormuş bu da Nar Ağacı'nın yeni ogrettiklerinden