·160 syf.····Okunma: 19 Ağustos 2024 21:38 Sessiz, sakin sandığımız insanların mizacı gerçekten öyle midir? Bir kısmı belki ama Raif Efendi değil.
Yazarımız işinden atıkdıktan sonra iş bulamaz. Bir gün okul arkadaşı Hamdi ile karşılaşır ve bu sayede bankada bir işe başlar. Raif Efendi ile de bu sayede tanışır. Raif Efendi de aynı bankada Almanca çeviriler yapan bir mütercimdir. Ancak Raif Efendi o kadar sessiz sakindir ki Hamdi Bey, iş arkadaşları, ailesi ona ne kadar bağırsa, kızsa, kalbini kırsa da Raif Efendi'nin çıtı çıkmaz. Sanki duyguları alınmış gibidir.
Raif Efendi ara sıra hastalanır ancak bu sefer hastalığı daha uzun sürer. İş arkadaşını merak ettiği ve birkaç evrak götürmesi gerektiği için yazarımız Raif Efendi'nin evine gider. Evdeki durum da iş yerinden pek farklı değildir. Ev halkı Raif Efendi' yi tabiri caizse itip kakar, yok sayar ancak onun çıtı çıkmaz.
Raif Efendi'nin hastalığı gittikçe ilerler ve öleceğini anlar. O da evine gelen arkadaşından ofisindeki her şeyi getirmesini ister. Yazar bir defter bulur odasında. Raif Efendi bu defteri yakması gerektiğini söyler. Seneler önceki olayların gün yüzüne çıkmasının kimseye faydası olmayacağını söyler. Ancak yazarımız Raif Efendi'yi ikna eder ve bu gece okuyup ertesi gün yakacağını söyler.
Defterde Raif Efendi'nin neden duyguları alınmış gibi olduğunun nedeni, hayatının en mutlu günlerini nasıl geride bıraktığını, en büyük aşkını nasıl da bilmeden yıllarca suçladığı yazar. Bu defter Raif Efendi'nin pandora kutusudur resmen...
Herkese iyi okumalar :)