10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2024 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2024 17:02
Çocukluğumuzda tanışmıştık Kızılderililerle. Texas, Tommiks, Kaptan Swing gibi Amerikan çizgi romanlarında. Onlar baltalarıyla, oklarıyla, zavallı masum beyazlara saldırıp öldüren ve arkasından kafa derilerini yüzen vahşi yaratıklardı. Bizlere anlatılan , gösterilen ve bizim bilmemiz istenen buydu. Bizler de öyle bildik. Daha sonra sinema filmlerinde de aynısını gördük. Hep Kızılderililer kötü, beyazlar ise hep iyi insanlardı. Ve bu yalanı Amerikan emperyalistler, bütün dünyaya ve kendi nesillerine böyle aşılamayı menfaatleri gereği uygun görmüşlerdi. Oysa durum bundan çok farklıydı. Amerikanın gerçek sahibi olan bu iyi niyetli, barışçıl insanlar, asırlar süren bir zulüm ve eziyet planıyla , beyazlar tarafından toprakları ellerinden alınarak hep katledilmişler ve sonuçta yok edilmişlerdi. Amerikalı tarihçi yazar Dee Brown bu kitapta dünya tarihindeki en büyük soykırımlardan birini ele alıyor. Kızılderili ırkının nasıl yok edildiğini tamamen ABD resmi arşivlerindeki belgelere dayanarak tüm gerçekliği ve dramatikliğiyle bize anlatıyor. Kolomb'un 1492'de Amerika'yı keşfinden itibaren yaklaşık dört yüzyıl, İngilizlerin, 1607'de Virginia'ya ayak basmasından itibaren, 1890 yılındaki Yaralı Diz kıyımına kadar yaklaşık üç yüz yıl süren bir soykırım süreci. Bu süre içerisinde sayısız katliamlar, savaşlar, yerlerinden edilmeler, rezervasyon denen bir çeşit esaret bölgelerinde mecburi ikamete zorunlu kılınmalar, yapılan ama beyazlar tarafından hiç bir zaman uyulmayan antlaşmalar, tutulmayan sözler, yapılan zulümler, uydurulan yalanlar, atılan iftiralar kısacası akla, hayale gelmeyecek türlü türlü entrika, baskı ve kötülüklere maruz kalan bir ırk Kızılderililer. Bir gün bile huzur içerisinde yaşamalarına izin verilmemiş masum insanlar. O zamanki ABD anayasasına göre insan olarak bile kabul edilmeyen bir topluluk. ''En iyi Kızılderili, ölü bir Kızılderilidir' zihniyetindeki insanların yönettiği bir ülkeden başka bir şey de beklenemez zaten. Kitap çok akıcı bir şekilde yazılmış, sıkılmadan kolayca okunuyor. Tek sorun, Kızılderililere yapılan bu kötülükler, haksızlıklar, eziyetler, katliamlar karşısında insan yüreğinin dayanma güçlüğü. Biz böyle okurken acı çekiyorsak, o insanlar bunlara nasıl katlandı diye düşünmeden edemiyor insan. Kitapta bugüne kadar yanlış bildiğimiz bir çok şeyin doğrusunu okudukça insan şok oluyor. Örneğin, kafa derisi yüzme olayı. Bize anlatılan hep Kızılderililerin öldürdükleri beyazların kafa derilerini yüzmeleriydi. Oysa kafa derisi yüzmeyi ilk olarak İspanyollar uygulamışlar, Kızılderililer onlardan öğrenmişler. Kızılderililerin yok edilmesi sürecinde ABD askerleri de öldürdükleri Kızılderililerin kafa derilerini yüzmüşler, hatta zaman zaman eyalet valileri ve diğer yöneticiler, genelgeler çıkarıp asker ve sivillere getirdikleri her Kızılderili kafa derisi başına belli bir ücret ödeme sözü vererek Kızılderili katliamını yasallaştırıp teşvik etmişlerdir. Çok büyük bir tarihi bilgi hazinesi olan bu kitabı ben büyük beğeniyle ama çok büyük üzüntüyle okudum. Herkesin de okumasını tavsiye ederim.
Kalbimi Vatanıma GömünDee Brown · E Yayınları · 2008130 okunma
·
264 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.