Kumarbaz, jack bowman
3/10
·480 syf.··
2024 5. kitabı
Konu: Tom, kumarbaz ve uçak kazalarını incelemeyi seven bir NTSB çalışanıdır. 737 numaralı uçağın patlamasıyla insanlar ölür. Bu patlamanın sebebini bulmaya çalışırken aynı zamanda yasa dışı işlerin içine çekilir. Uçak patlaması bir kaza mıdır yoksa değil midir? Tom, kumarda ve hayatta kazanabilir mi, kazanma şansı nereye kadar devam eder? Bu kitaba uygun yaş önerim: +20 Kitapta cinsellik, küfür, argo, eşcinsellik, kan, vahşet... gibi ögeler var. Çocuklara uygun değildir. Bu kitabı okumalı mısınız? Puanım: 3/10 Kitap genel anlamıyla fena değil. Açıkçası ne beklediğinize göre değişir ama ana karakterimiz çok zeki ve sevilesi biri değil. Bundan dolayı da beklentilerinizi düşük tutarsanız beklentilerinizi aştığı birkaç ana sahip olabilirsiniz. Yazarın betimlemeleri, karakterin iç dünyasını yansıtması bakımından çok başarılı. Yazar, kurgu olarak çok fazla şans faktörüne ve raslantısallığa yer veriyor. Sonu olayın çözümü açısından tatmin edici olmakla beraber tam anlamıyla iyi bir sona sahip değil. Sonuç olarak çerezlik okunabilecek bir macera, gizem, romantizm, gerilim romanı. Tam anlamıyla kaliteli bir polisiye değil. Boş vaktiniz varsa neden olmasın? <SPOİLER> Kitabın Ayrıntılı İçeriği: Karakterler: Tom Patrick: Koca çenesini tutamayan, patavatsız, kaba, umursamaz bir uçuş kaza araştırmalarında görevli, işini seven bir araştırmacı. Kendisi aşırı şanslı bir insan Halo Jackson: 737 numaralı uçağın patlaması sırasında orada görevli olan ve en yakın arkadaşı Chris'i kaybeden, sakin, neşeli, yardımsever, zeki bir siyahi Ness: Kumarhanede dolaşan sarışın ve aşırı güzel bir kadın Lucia: Pavyonda striptizci olarak dans eden, son sınıf psikoloji öğrencisi olan siyahi bir kız Pam: Güney Afrika'da uçak kazalarından görevli ekibin lideri olan samimi, şakacı bir kadın Stanley : yenilmeyi sevmeyen psikopat bir kişi Lenny Munro: 49 yaşında uçak kazaları araştırma Go Team ekibinin lideri, Tom bu heriften nefret ediyor. Doğal olarak biz okuyucular da pek sevmiyoruz. Amir Pete: Tom'un patronu Chuck Zhoeng, Jeff, Lyle: WAE'de çalışan gece güvenlikçiler Kitabın Özeti Halo ve Chris uçağın kalkışı için tüm gerekli hazırlıkları yaparlar. Uçakta bir patlama gerçekleşir ve Chris ölür, çok feci bir şekilde. Chris'in bedeninin üstü yoktur sadece bedenin altı vardır. Her taraf kan ve uçak parçalarıyla kaplanmıştır. Tam bu sırada ana karakterimiz Tom Patrick kumar oynamaktadır. Kendisi bir kumarbazdır, oyunu kaybeder. Kaybettikten sonra amiri onu arar ve 737 numaralı uçakta ( uçağın adı Pride Of Maine) patlama olduğunu gidip olay yerini korumasını söyler. Tom Patrick'in çalıştığı yer uçak kazalarını araştırma ve inceleme, kazaların sebebini bulma gibi bir yer ve Tom bu işi çok seviyor. Ama kendisini koca ağızlı bir insan olduğu için ve herkese karşı çok patavatsız olduğu için kendisi askıya alınıyor. Geri dönmek için 1,5 yıldır angarya işler yapıyor, asıl mesleğine dönme fırsatını bekliyor bunun yanı sıra Tom’un karısı varmış, adı Elle. O da Tom'u terk etmiş. (açıkçası polise romanlarda ana karakterin bir bağımlılığı olduğunu çokça gördüm yani içki, sigara, kadın, iş bağımlısı olan var ama ilk defa bir kumar bağımlısı görüyorum. Ayrıca kitap boyunca Elle'nin niye Tom'u terk ettiği açıklanmıyor sadece Tom ara sıra hatırlıyor, üzülüyor falan.) Evet, şimdi Tom'a geri dönelim. Tom olay yerine gider ve yeri koruma altına alır. Bu sırada uçakla ilgili birçok teknik bilgi verilir. Tom tüm cesetleri ararken bir tane adamla karşılaşır Halo Jackson. Halo Jackson, en yakın arkadaşı Chris'i kaybetmenin şokunu yaşamaktadır, konuşacak durumda değildir. Daha sonra asıl ekip gelir ve Tom oradan gönderilir. Lenny Munro uçak kazasının sebebi olarak olay yerinde bulunan Chris’in sigara paketini gösterir, kazaya sebep olan şeyin bir sigara olduğunu söyler ve rapor olarak kaza eseri patlama olduğunu ifade eder. Çünkü uçak motorları çalışırken motorun içine bir şey çekilmesi uçağın düşmesine sebep olabilir. Aradan 5 ay geçer. Tam hala angarya işlerle uğraşmaktadır. O sırada telefon çalar ve arayan kişi Halo Jackson’dır. Halo uçağın patlama sebebinin Chris'in sigarası olmadığını, Chris'in sigara içmediğini, tek bir sigarayı öylesine ( sigara bağımlılığından kurtulmak için) taşıdığını söyler. Ayrıca Chris kazanın sorumlusu gibi gözüktüğünden, Chris'in karısı ve kızının tazminat alamadığını, evlerini kaybedeceklerini söyler. İnatla çok kişiyi aradığını ama kimsenin onu dinlemediğini son çare olarak da Tom'u aradığını söyler. Bu Tom'un biraz gururunu incitir ama yine de kendisinin bir şey yapamayacağını zaten kendisinin askıda olduğunu eğer riskli bir şeyler yaparsa tüm işini kaybetmeyle karşı karşıya olacağını söyler ve telefonu kapatır. Tom, bir kumarhaneye gider ve kumarda Garvey ve sevgilisi sarışın kadınla karşılaşır. Ardından kumar oynadıktan sonra 1000 dolar kazanarak kumarhaneden ayrılır. Ertesi gün pavyona gider ve orada Lucia adlı str*pt*zc* bir kızla karşılaşır ve bir gecelik bir ilişki yaşar. Tom, bunun karşılığında para verir ama kız almadan gider. ( Tom'un da pek ahlak anlayışı yok gibi. Kız hem f*h*ş* hem de Tom 38 yaşında, kız yirmilerinde. Bu ilişkiyi sevmedim. Hem neden pavyondan biriyle olmalı? Kendi yaşıtı bir sevgilisi olabilirdi.) Frik Venter, SA77 sefer sayılı uçağın pilotudur. Uçağa binmesine tanık oluruz. Ardından uçak patlar ve kendisi ölür. Cesedi çok kötü durumdadır. Güney Afrika'da patlayan uçağın pilotudur. Güney Afrika'da başka bir uçak kazası olur, yukarıda anlatılan pilot bu uçağın pilotudur ve 138 kişi yaşamını yitirir. Karoo Çölünün ortasına düşen Boeing 737 No.lu uçak, deve kuşu yarışının üstüne düşmüştür. Bu devekuşu yarışında çocuklar jokey olarak kullanılmaktadır. Çocuk jokeylerden biri olan 12 yaşındaki Harold Robbins, devekuşu ile bu kazadan kaçmayı başarır. Halo Jackson, tüm çabalarına rağmen hiçbir şey değiştirememiştir mecburen işine geri döner ama işine geri döndükten sonra da bir türlü işine odaklanamaz. Resmen diken üstünde bir insan olmuştur ve işine devam edemeyeceğini fark eder, bu yüzden işini bırakır. Tom yine kumar masasındadır. Kumarhanede Halo ile karşılaşır. Ardından Halo'ya sinirlenip kumarhaneden çıkar. Tom, zaten kazayı araştırmayı reddetmiştir. Ama Halo ısrarla onu takip ediyordur. Tom arabasına biner ama araba çalışmaz. O sırada onu takip eden Halo, kendi arabasıyla Tom'u bırakmayı teklif eder. Yolda bir yere uğrarlar ve orası Chris'in evidir. Tom, Chris'in karısı ( Adı Vee) ve kızıyla karşılaşır. Halo, onlara Tom'un yardım edeceğini söylemiş. Tom, uçak kazasını incelemeye yardım etmeyi kabul etmek zorunda kalır. Ardından, Halo Tom'u arabasının yanına geri götürür. Meğer Tom'un arabasını bozan Halo'ymuş. Arabadan bir parçayı çıkarmış. Aldığı parçayı Tom'a geri verir ve dalga geçer: bir uçağın düşüş sebebini bulabiliyorsun ama kendi araban tamir edemiyorsun diye.( yani anlayacağınız her şeyi en başından beri Halo planlamış. Kumarhaneye girmeden önce arabayı bozmuş, ardından Tom'a yardım ediyor gibi gözükerek Chris'in ailesine götürüp vicdanından yararlanmış ve bu sayede Tom yardım etmeyi kabullenmek zorunda kalmış. Kısaca adamımız Halo inatçı ve zeki, aynı zamanda espri yeteneğine sahip. Bu karakteri sevdim.) Sonra Tom, amirine gider ve bu uçak kazalarını araştıracağını haber verir. Amiri kabul etmese de Tom bildiğini okur.( Bence bu bölüm çok gereksiz. Yani amirin karşı çıkacağını bile bile niye gidip söylersin ki? Kime neyi kanıtlıyorsun Tom?) Tom araştırmaya düşen 2.uçakla başlar. 2.uçak kazasıyla ilgilenen Güney Afrika ekibini arar ve Pam adlı bir kadından bilgi alır. (Pam'i çok sevdim, cana yakın bir karakter. Zeki ve esprili.) Tom ardından kendini kumarhaneye atar. Orada titrek bacak lakabını taktığı bir adamı kumarda yener ve 1400 dolar kazanır. Adam yenilgiyi hazmedemez ve Tom'u yumruğuyla yere devirip kasıklarına ve yüzüne vurar. Tom yerdeyken adamın kırmızı çizmeleri olduğunu fark eder. Sonra güvenlikçi gelip adamı alır, Tom'u üstünkörü bir muayene eder. Tom'a o sırada sarışın kadın(Ness) yardımcı olur. Müdür, Tom ve titrek bacağı yani adı Stanley olan adamı parayla uzlaştırmaya çalışır. Tom, Stanley'in kasıklara güzel bir tekme atarak intikamını alıp uzlaşır. Sonra sarışın kadınla bir kafeye giderler. Kadının adı Ness'tir. Garvey’den ayrıldığını söyler. Tom'a göre kadının yaptığı her şey seksidir. Bakışı, hareketleri, yemek yiyişi... (Abi bu ne Allah aşkına ? Neden ergenliğe yeni girmiş bir delikanlı gibi her hareketinden etkileniyorsun? 38 yaşındasın be adam. Biraz gurur, onur, soğukkanlılık...) Neyse Ness, Tom'a yasadışı bir şekilde iş teklif eder. Ness aracılığıyla Tom'a bazı adamlar para verecekler. Tom bu parayla kumar oynayacak, para kazandıracak. Kazandığı miktarın birazı da Tom'un olacak. Kısaca para aklama yapacak. Tom tabi ki kabul ediyor. Bu işteki para ve kendi egosu ile bu işi kabul etmemek için bir sebep görmüyor. (bak Tom anladık, sen çenesi düşük, kaba, ağzı bozuk bir adamsın. Yine de yasadışı işlere niye giriyorsun??? Bari buna girmeseydin. Neyse karakterden çok bir şey beklemediğimden Tom'un bu teklifi kabul etmesine şaşırmadım.) Sonra Halo ile arkadaşlıkları biraz daha pekişir. Beraber makarna yerler. Ardından Pam ile teknik bilgiler hakkında bayağı bir konuşurlar. Tom, bir şirkete gidip araştırma yapar. Ardından Ness arar ve Tom "para aklamak için” kumar oynar. On bin lirayı 37.700 liraya çevirir. Ness, paranın bir kısmını Tom'a verir ve ayrılırlar. Chuck 23 yaşında hava mühendisliği bölümünü birincilikle bitirmiş bir çinlidir. Buna rağmen WAE'de açılan iş kadrosuna girişi reddedilmiştir. Chuck, her şey için ailesini ve kendi işini çalan kadını suçlar. Artık orada güvenlik görevlisi olarak çalışıyordur ve gün geçtikçe işini kendisinden çalan kadına karşı öfkesi artıyordur. Gece vardiyasında beraber çalıştığı Jeff ve Lyle vardır. Lyle, kovulur. Tom, yine kulübe gider ve Lucia'yı arar, bulur. Lucia ile bir bara giderler. Lucia, psikoloji öğrencisi olduğunu ve son sınıfta olduğunu söyler. Tom NTSB’de çalıştığını açıklar. Tatlı aşıklar gibi bilardo oynarlar. Kız, aşkını itiraf eder. Tom, onun duyguları ve yaptığı işle dalga geçer. Kız ağlayarak oradan ayrılır. ( Tom, tam bir odun ve ayı olarak davranıyor. Çok kabaydı. Kıza üzüldüm.) Tom, fan diski dosyasını bir şekilde çalar. Fan diskine bakmak için Pride of Maine yani 1.uçak enkazı kaldırılmıştır ama 2.uçak enkazı hala sağlam olduğundan Güney Afrika’ya gitmeyi düşünür. Ness arar ve kumara giderler. Tom egosu yüzünden 16 bin dolar kaybeder. Ayrılırlar. Halo ve Tom buluşur. Pride of Maine uçağının fan diskini değiştiren Nino'nun evine giderler. Nino kaçar ve Tom onu yakalamaya çalışırken yumruk yer ve merdivenden yuvarlanması sonucu yaralanır. Vücudu ağrıyordur ve sırtında çizikler vardır. Ardından Halo'nun Chris'in karısı Vee ile birlikte olduğunu öğreniriz. (Halo, en yakın arkadaşının karısına da yan gözle bakmazsın be. Adam ölmüş, gidip karısıyla olmak nedir be Halo!!? Bu nasıl bir karaktersizliktir!! Şerefsizliktir. Seni sevmiştim ama yaptığınla gözümden düştün Halo. ) Tom hem kumar hem de kendi işinden bir haber gelmeyince hazırlanıp Güney Afrika'ya gider. Yanında Ness de gelir. Ness ile beraber olmak için onun ağzını arayan Tom, erkek arkadaşı olduğunu ve isminin Richard olduğunu öğrenir. Ardından Pam ile yüz yüze tanışırlar. Pam onları uçak enkazına götürür. Tom, fan diskini inceler. Bir sürü teknik ayrıntı verilir. Ardından devekuşu yarışında jokey olan çocuklardan biri olan Harold ile karşılaşırlar. Harold onlara Limon ismini verdiği devekuşunu görüp görmediklerini sorar. Gördüklerini söylerler. Harold, devekuşunu bulmak için gider. Ness ve Tom misafirhaneye uyumaya giderler. Aynı odada kalmaları gerekir. Tom, fan diskindeki çizik ve sıyrığı düşünmekten uyuyamaz. Ness, Tom'u ayartmaya çalışır ama Tom, gidip uçağın enkazına bir daha bakmalıyım diyerek kızı reddeder ve gider. Ness de onunla gelir. Derken yolda kaza yapmanın ucundan dönerler ve araba kuma saplanır. Ness tekrar Tom'u baştan çıkarır. Yoldan geçen başka bir araba ile işleri başlamadan biter. Araba bir şekilde çalışır ve enkaza varırlar. Fan diski yoktur, biri almıştır. Yolda işlerini yarım bırakmalarına sebep olan arabanın buraya gelip fan diski kanıtını aldığını fark ederler. Tom hala onları yakalayabilirim diyerek manyak gibi araba sürer. Görürler ki misafirhanede yangın başlamıştır. Pam ve ekip üyeleri yangında ölür. ( Hayııırrr ama neden Pam ölüyor? :((( Tak diye niye bir çırpıda harcanıyor? Kendisi gayet iyi bir karakterdi. En sevdiğim karakterdi... Pam yaşasaydı keşke. Ölmesine üzüldüm.) Tom ve Ness de eğer enkaza gitmeseler aynı sonu paylaşacaklardır. Tom diyor ki kimseyi kurtaramadım evrakları ve fan diskini de kaybettim bari şurada bir köpek var, kurtarayım. Tom, köpeği kurtarırken çok kötü yaralanıyor. Hastaneye gidiyorlar. Elleri bandajlı halde ilaçlarını veriyorlar. Tom tam bir çapkın olduğundan bu durumda bile Ness'i röntgenleyip duruyor. Ness de ona acıyor ve ilk defa bu durumda bu yerde beraber oluyorlar. (Tom iki kadını aynı anda götürüyor: Lucia ve Ness.) Hastaneden çıkarlar ve yolda Harold‘un Limon adlı devekuşunu yakalamasına yardım ederler. Tom şansla akraba olsa gerek ki devekuşunun ayağında saplanmış bir Boeing 737 (2.uçak kazası) motoruna ait bir flanş cıvatası bulur.( Yani sen git tüm elindeki kanıtları kaybet, sonra birden gökten eline düşsün. Tom bayağı ballı adamsın. Yazar sen de raslantısallığı bu kadar çok kullanma be. İnandırıcı değil.) Tom ve Ness bir otele gider ve yine birlikte olurlar. Tom, Halo ile konuşur ve yaşanan olayları anlatır, geri döneceğini söyler. Chuck'ın yeni güvenlikçi ortağı Nicholas adlı bir adamdır. Chuck, Jeff ile beraber gece devriyesine çıkar. Jeff, Lyle'ın yerini Chuck'ın alması gerektiğini söyler. Lyle, bazı adamlar için evrak çalıp satıyormuş. Jeff ile Lyle'ın cinsel ilişkisi varmış. Yani Chuck'a şantaj yapıp yeni ilişki partneri olmak zorunda bıraktı. Tabi ki Chuck, her şey için işini alan kadını suçlar. Tom ve Ness, Los Angeles'a geri döner. Tom, amiri Pete ve gıcık olduğu ekip lideri Lenny ile görüşür. Amiri Pete'e Güney Afrika'daki 737'nin disk ve şaft flanşı arasında aşınma olduğunu, cıvatanın bunu gösterdiğini anlatır. Ayrıca başından geçen olayları da anlatır. En sonunda Tom, cıvatayı incelemesi için amirine verir. Tom, Lenny'den özür diler hemen ardından alaylarıyla Lenny'i kışkırtır, olay çıkarıp gider. Candice Holmes ve Carlo, uçakta uçan yolcular. Sevgililer. Uçak patlar ve yanarak ölürler. 3.uçak kazası. ( yine empati ve ajitasyon. Ayrıca acımasızlıkta var. Yeni karakterle bağ kuruyorsunuz, onun için sevinip üzülüyorsunuz. Sonra yanarak yere çakıldı denilip pat diye koparılıyorsunuz. Neden??) Tom ve Halo buluşup bilgi alışverişi yaparlar. Tom başına gelenleri anlatır. Tom ve Ness, tam evde mercimeği fırına vermek üzereyken telefondan Lucia arar. Lucia ağlayarak, bir uçak kazası daha olduğunu, ablası Candice ve sevgilisi Carlo'nun o uçakta olduğunu doğrulayıp doğrulamayacağını sorar. Tom, (tüm yolları deneyip Tom'u ikna etmeye çalışmasına rağmen) Ness'in kumar oynama teklifini reddeder. Sonra Tom kaçırılır ve bir araba bagajına konur. Ayağıyla içeriden dışarıya doğru araba farını kırar. Kanlar ve kesikler içinde acıyla ayağını dışarı çıkarıp sallar. Amacı ayağını trafikte olan birinin fark edip polise haber vermesidir. Ama kimse görmez. (bak madem kaçırıldın, arabadan bir şekilde çıkmalısın. Yani zekanı çalıştırıp bir yol bulmalısın ve bunu kendine zarar vermeden yapmalısın. Yani ne bileyim cebinde İsviçre çakısı olsun, ellerinin bağını kes. Çakını kullan, tornavidayla kapağı aç. Telefonla birini ara, yardım iste... Acılar içinde ayağını parçalayarak dışarı çıkarıyorsun. Tom, yaptığın hiçbir işe yaramıyor, üstüne kendine yaralıyorsun. Bu hamlede az bir zekâ kıvılcımı var ama yeterli değil. Hamleyi gereksiz buldum. Hiç olmadı seni arabadan çıkardıktan sonra sapasağlam şekilde dövüşür veya kaçardın. Niye kendi ayağını sakatlıyorsun??!) Kötü adamlar gelir ve bagajda Tom'u bu halde bulur. Onunla dalga geçtikten sonra Tom'u bagajdan çıkarıp ıssız bir ambara getirirler. Bu adamlardan biri Stanley adlı titrek bacaktır. Hani yenilmeyi hazmedemeyip kavga çıkaran sonra da bacak arasına tekme yiyen herif. Diğeri ise Sansar takma isimli başka biridir. Tom'a onlar istedikleri zaman kumar oynamak zorunda olduğunu, oynamazsa kötü şeyler olacağını söylerler. Tom inatla "hayır, her istediğinizde oynayamam." der. O zaman Stanley, Ness'i ağzı bantlı ve sandalyeye bağlı şekilde getirir. Göz dağı vermek için "bu kadından hoşlandığını biliyoruz." deyip kadına okkalı bir şekilde iki tokat atar. Ardından büyük ihtimalle Tom'un kasıklarına tekme atıp intikam alır. Bu bir tahmin çünkü ne olduğun açıklanmıyor. Ambardan bir şekilde Ness ile çıkarlar. Hastaneye giderler. Tom'un bacağına 28 tane dikiş atılır.( abi duraydın işte yerinde. Neyine yaradı Allah aşkına bu hamlen?? Kendini yaraladın, ardından boş yere tekrar dikiş acısı çek. Hani adamlar sana bunu yapsa neyse. Kendi kendine zararsın be oğlum. Başka bir açıdan bakarsak da hani daha aksiyonlu kısımlar yaşanmadı. Onlar yaşanmadan ana karakter bu kadar yaralanırsa ilerde ölür. Şimdiden çokça yaralanması hoşuma gitmedi.) Chuck'ın nefret ettiği kadının ismi Annette Lim'dir. Annette karakteri tanıtılır ve Scott isimli bir sevgilisi olduğunu, beraber geçirdikleri zamanlar anlatılır. Ardından gece geç saatte Lim, ofisine belge almak için uğrar. Scott, park yerinde motorunda onun belgeleri alıp gelmesini bekliyordur. Lim, hakkında bir sürü bilgi verilir. Ailesi, kişiliği, ilişkileri, bu işi ne zorluklarla aldığı gibi. Sonra Chuck ile karşılaşır. Chuck, içinde biriken intikam arzusu ve öfkeyle Annatte Lim'in başından vura vura öldürür. ( bak işte bundan bahsediyorum abi. Neden öldürülmeden önce tüm kurbanları bu kadar yakından ve ayrıntılı tanımamız gerekiyor? Bu tür ayrıntılı bilgiler genellikle önemli veya ana karakterler için verilir. Daha da onun düşünce yapısını anlarız, neyi neden yaptığını biliriz. Ama burada 3 sayfa empati kurdurup 4.sayfada öldürüyorsunuz? Neden neden???) Tom ve Ness eve varır. Ness ağlayarak uykuya dalar. Tom, internet sitesinden tesadüfen WAE'de 25 yaşında öldürülen Annette Lim'in haberini görür. 737 motorları WAE tarafından üretiliyordur. İçgüdüleri ona bir bağlantı olduğunu söyler ve olayın gerçekleştiği yere gider. O sırada Chuck'ı Suarez isimli aşırı kilolu (317 kg) bir dedektif sorgulamaktadır. Tom, dedektif Suarez ile buluşur ve şuana kadar bildiklerini anlatır. Özetle Pride Of Maine, Güney Afrika, fan diski, flanş cıvataları, WAE'yi işaret eden evraklar... Dedektif Suarez ile birbirlerini bilgilendirmek üzerine anlaşırlar. Chuck, bildikleri anlatması ve suçu kabul etmesi karşılığında Jeff'in ona uyguladığı cinsel taciz sebebiyle hapise atılmasını ister. Chuck, her şeyi anlatmadan önce Stanley gelir ve eski güvenlik ortağı Lyle'in işkenceyle öldürülmüş fotoğrafını gösterir. Susmazsa başına aynısının geleceğini söyler. Chuck, susar. Hiçbir şey anlatmaz Suarez ve Tom, Jeff'i şiddetle (dayakla) konuşturup bildiklerini anlattırırlar.( Bu bölümü sevdim. 27. Bölüm. Tom'un şiddet kullanmasını sevmesem de Jeff'i köşeye sıkıştırması ve aynı soruyu ona karşı kullanması hoşuma gitti. Daha da ayrıntılı anlatayım, en başta Jeff'in Lyle ve Chuck'a cinsel taciz yaptığını söylüyorlar. Jeff: Başka kayıt var mı? diyor ve inkâr ediyor. Tom, ona dayak attıktan sonra bunu şikâyet edeceğini söylüyor. Tom da diyor ki: Elinde kaset var mı? :))))] Nicolas ile konuşuyorlar. Tom anlıyor ki kalite kontrolden geçen onaylı bir WAE parçası olduğunu kanıtlayan belgeler çalınmış. Yani bu belgeler çalındıysa yerine herhangi ucuz, düşük kaliteli parçalar konulabilir. Parçalar aynı görünüme sahip yani kimse fark etmiyor. Asıl parçalar normalde 20 bin devirde değiştirilirken sahte parçalar 12 bin devirde arızalanır. Asıl parçalar yüksek fiyatlara satılırken, uçakta patlamaların olup birçok insanın ölmesinin sebebi de bu. Tom dehşete düşer çünkü bu parçalara sahip uçaklar her an patlayabilecek saatli bombalar. Ardından Tom, Suarez ile içip sarhoş olur. Ayrılırlar. Tom, boru hattının parçalanması sonucu ölmüş ineklerin sayımını yapmak için Oklahoma'ya gönderilir. Orası da 3.uçak kazasının olduğu yere çok yakındır. Bu uçak kazasının olduğu enkazdan geçer ve telefonla amiri Pete ile konuşur. Cıvata incelemesi sonucunda fan diskinin arızalı olduğu kanıtlanmıştır. Tom, amirine cıvatayı Lenny Munro ‘ya vermesinin söyler. Çünkü kendinin aklı karışık ve baskı altındadır. Ayrıca enkazı incelerken yardımcı olması için Munro'nun bu cıvataya ihtiyacı olduğunu düşünür. Havalimanında gidip kız kardeşinin yasını tutan Lucia ile konuşur. Başından geçen her şeyi anlatır. Lucia ona inanmaz, Lucia Tom'a kızgın ve kırgın bir şekilde ayrılır. Ness ve Tom, kumar oynamak için buluşurlar. Ness, Tom'a her zamanki gibi 3 tane on bin dolar verir. Tom, kumarda on bin doları 69 bin dolara çevirir. Kumardan sonra Ness ile donut yerler. Ardından eve geçip birlikte olurlar. ( Playboy Tom, önce Lucia, şimdi de Ness ile. Bir kadına sadık olaydın be!) Tom ve Halo konuşur. Arabayla Halo, Tom'a eşlik eder. Tom telefon görüşmesi yapar. Dedektif Suarez ve Tom, Chuck hapse düştükten sonra belgeleri çalmak için Nicholas ile temasa geçecekleri hakkında fikir birliğine varırlar. Tom, Suarez'i ziyaret edeceğini söyler. Sonra amirini arayıp öfke ve gururuna yenik düştükten sonra işten istifa edip telefonunu arabanın camından atar. Ness ile buluşan Tom, ona istifa ettiğini söyler. Ness neden istifa ettiğini ve cıvataya ne olduğunu sorar. Tom yanıtlar. Gururu yüzünden işten istifa etmişti, cıvatayı da Munro'ya vermişti. Ness ile tam işi pişirirken Ness ona işini geri alması için Munro ile konuşmasını söyler. Tom sinirlenip onu bırakıp gider. Teksas'a Suarez'in olduğu yere gider. Tom Teksas'a varır. Tom'u Dedektif Suarez arar, Nicholas'ı gözetlediğini, bazı adamların Nicholas ile konuştuğunu söyler. Tom ve Suarez hemen oraya giderler. Nicholas'tan adamların onu silahla tehdit ettiklerini belgeleri almazsa öldüreceğini öğrenirler. Adamların tarifini istediklerinde, Nicholas yüzlerini görmediğini ama adamlardan birinin kırmızı kovboy çizmeleri olduğunu söyler. O anda Tom'un zihninde şimşekler çakar. Kırmızı kovboy çizmeleri giyen kötü adamın Stanley olduğuna karar verir. Tüm karşılaşmalarını sıralar: kumarda onu yenince döven kişi, Tom'u kaçırıp bagaja atan kişi, Ness'e tokat atan kişi. Hepsi Stanley’dir ve tüm mesele poker ile ilgilidir. Tom, akıl yürütmeye devam eder ve Ness'in Stanley ile bir bağlantısı olabileceğini fark eder. Ness'in tüm bu zaman boyunca onu kandırmış olabileceğini düşünüp şok olur. Suarez'e pokerden adamı tanıdığını söyler. Para aklama işinden bahsetmez. Havaalanından Ness'i arar ve kumar oynamak için buluşma ayarlar. Ness'den şüphelense bile onunla birlikte olma fırsatı varken şüphelerini doğrulamak ve görmezden gelmek istiyordu. Evet, kararsız. ( abi öğrendin işte, şüpheleniyorsun. Neden aklın fikrin birlikte olmakta? Soğukkanlı ve mantıklı ol. Beyninle düşün biraz.) Los Angeles'e gelen Tom'u Munro arar ve cıvata için teşekkür edip enkaz araştırmasında ona yardım etmesini ister. (Burada Munro'nun samimiliği ve Tom'un bu içtenlik karşısında etkilenmesi çok hoşuma gitti. Demek ki Tom gibi biri bile samimiyetten etkilenebiliyor.) Tom eşyalarını toplayıp Oklohama'ya gider. Ness'e gelemeyeceğini söylemek için arayıp haber bile vermez. Oklahamaya'ya geldikten sonra enkaz araştırmasında yapılanlar hakkında bilgilendirilir. Munro, Tom'a saygıyla yaklaşır ve fikirlerini sorar. Tom, bu saygı ve samimiyet karşısında sarsılır. Hatta adamdan önceki kötü sözleri için özür dilemek ister. Ama yapmaz. ( abi buna da çok sinir oluyorum. Ya desene. Aklından a şıkkını diyeceğim diyorsun b şıkkını yapıyorsun. Mesela onu seviyorum diyeceğim diye düşünüp hiçbir şey demiyorsun. Neden bir anda fikir değiştirip duruyorsun?? Hep böyle bir kararsızlık var karakterde. Sinirimi bozdu. Bunun dışında Tom'un bu insanlıktan etkilenmiş hallerini sevdim. Tom'daki insanı duyguları yeşerten durumlar hoşuma gidiyor. Yani Tom'un içinde iyi biri olduğuna dair sinyaller...) Tom, enkaz alanında Lucia’nın ablası ve sevgilisinin cesetlerini arar. Hasar görmemiş bir şekilde onları bulur ve telefonla Lucia'yı arayarak haber verir. Lucia tek parça bulunmalarına sevinir ve ağlar. Normalde böyle uçak kazalarında cesetler paramparça olur çünkü. Ekipçe yemeğe giderler. Hoş sohbetten sonra tam ayrılacaklarken Munro göğsünde vurulur ve ölür. (HAYIIIIR! Nedennn? Tom ile harika bir arkadaşlıkları olabilirdi. Tom ile yeni yeni dostluk bağı kuruyorlardı. Çok iyi gidiyordu. Bu karakterin boşu boşuna harcanmasını sevmedim. Yani aksiyon olsun diye karakter öldürmek acımasızlık. Yazar neden bu karakteri öldürdün? ;(( ) Tom, hızla ateş eden arabanın peşinden koşar. Işıklarda durduklarında onları yakalar. Tom'u fark eden adamlar, bu seferde Tom'u vurmaya çalışır. Son anda kurtulan Tom, bu defa arabadan kaçmak için koşar. Kaçmayı başarır. ( bak, anlıyorum öfkelisin, yaptıklarını yanlarına kalmasın istiyorsun. Yazar, Munro ile bağ kurduğunu ve önemsediğini de göstermek istiyor. Ama arkalarından silahsız, yeleksiz koşmak nedir Allah aşkına? Hadi arabaya yetiştin yani ne yapmayı planlıyordun? Bir anlık kararla katillerin peşinden koştun eeee? Sonra? Kuyruğunu kıstırıp yaralanıp döndün. Yani insan bir plakalarını not alır, polisi arar. Ne biliyim üstünde gps cihazı vardır çaktırmadan arabaya takar. Hadi gps yok. Kendi telefonunun konumunu açıp gizlice arabaya koyar vs... Eeee? Hiçbir işe yaramadı yaptığın... ) Hastaneye gidip açılan yaralarını ve yeni edindiği yaralarını tedavi ettirir. Otele döndükten sonra katillerin cıvata için Munro'yu öldürdüklerini düşünür. Munro'nun odasını ve römarkı arar, katiller buraları çoktan aramıştır. Munro'nun kişisel eşyalarının içinde cıvatanın olduğunu fark eder. Yani Munro hep üstünde taşımış. Ardında bu cıvata yüzünden başkaları da hedef olup ölmesin diye cıvatayı çalar. Los Angeles'a geri dönen Tom, Halo ile konuşup cıvatanın kendisinde olduğunu söyler. Ness arar ve kumar için buluşmaları gerektiğini söyler. Ness ile yüz yüze buluşur. Ona Munro'nun öldüğünü söyler. Ness der ki: Peki, cıvata nerede? Buradan anlarız ki Ness en başından beri işin içindedir ve Tom'u kandırıp parmağında oynatmıştır. Tom, hala ihanetin şaşkınlığını atamamışken kumar masasında kendini bulur. Ness, ona Minnie Mouse dövmeli Japon kıza dikkat etmesini söyler. Tom ilk defa şehvet perdesi olmadan gerçekleri görmeye başlar. Güney Afrika'ya yanında bir casus götürmüştür. Yaptıkları her şeyi kötü adamlara anlatan Ness'ti. Yangına ve kanıtların çalınmasına sebep olan Ness'in verdiği bilgilerdi. Tom’un dikkatini vücudu ile dağıtmıştı. Bunlara ve ihanete (kendi aptallığına) sinirlenen Tom, kumarda milleti yendikten sonra kartlarını gösterip milletle dalga geçer. Japon kız, bağırarak hile yaptığını söyler. Oynamaya devam eden Tom, 112 bin dolar kazanır. (Vay bee! Her oynayışta daha yüksek kazanıyor. Şansı yüksek elemanın!) Sonra arka kapıdan çıkıp Santa Ana'ya gider. Ness'i eker ve paraları kendi alır. Yani para aklama antlaşmasını bozar. Kendisini arayacaklarını bilen akıl küpümüz Tom, evime gidemem, Halo'ya gidemem... sevdiklerimi tehlikeye atamam der. Peki yanında 112 bin dolarla nereye gidecektir?? LUCİA’ya! ( Yani gerçekten bu nasıl bir ahmaklıktır anlamıyorum. Niye sevdiğin kızın yanına gidiyorsun? İç güdülerine hâkim olamıyorsun? Beynin neredeee?? ) Her neyse... Tom, Lucia'yı bulup onunla konuşur, yaşadıklarını anlatır. Kalacak bir yere ihtiyacı olduğunu söyler. Lucia, onun kendi evinde kalmasına izin verir. Aynı yatakta yattıklarından Tom, Lucia'nın bedeninin çekiciliğine direnmekten uyuyamaz. Sabaha doğru eve gizlice bir adam girer. Tom bunu fark eder ve Lucia'yı da uyandırır. Adamla dövüşen Tom, önceden de adamı fark etmesine rağmen üstünlük sağlayamaz ve adamla güreşmeye başlarlar. Lucia da yardım etmeye çalışır ama bir işe yaramaz, adam tarafından bayıltılır. 2. adamın alnına silah dayamasıyla Tom teslim olur. ( Tom, madem önceden fark ettin, niye adam akıllı bir plan yapıp harekete geçmiyorsun? Yazar bey, bırakın da Tom bir defa da kahraman olsun. Niye hep yeniliyor? Stratejileri niye hep zayıf kalıyor? :(( ) Bu adamlar Stanley ve sansardır. Hani pokeri biz oyna dediysek oynayacaksın diye Tom'u tehdit etmek için bagaja atıp kaçıran adamlar. Tom hayatının en salak sorusunu sorar: beni nasıl buldunuz? Sansar der ki: uçkurunun peşinde olan adamı yakalamak çok kolay. ( Hah! Kapak olsun sana Tom! Sansarı ayakta alkışlıyorum. Kötü adam bile bunu düşünebiliyor sen düşünemiyorsunn!!) Para ve cıvatanın yerini sorarlar. Konuşurken de Munro'yu onların öldürdüklerini anlarız. Tom'un pantolonundan para ve cıvatayı alırlar. Tom'u arabaya tıkıp tam gideceklerken Japon mafya kız (Minnie Mouse dövmeli hilekâr diye bağıran kız) ve mafyalar gelip Stanley ve sansarı bağlarlar. Tom, parayı mafyaya verir ve Tom'u çözerler. Mafya, parayı alıp gider. ( Yani yazar, gerçekten mii! Yahuu adam yakalandı, buradan kendi başına zekasıyla niye kurtulamıyor? Niye birileri gelip kurtarıyor?? Bu nasıl bir şans, tesadüf, raslantısallık!!? Yani mafya kız olmasa Tom ölecekti. Bu mu yaniii? Ana karakter diye her işinin raslantısallıkla doğru gitmesini sevmedim. Ana karakterin de bir çabası, karakter gelişimi, yeteneği olur be! Adama yardım veya ipucu gökten yağıyor. Pek inandırıcı ve gerçekçi bir olay örgüsü değil.) Tom ne yapar? Kötü adamları bağlı bir şekilde yolun ortasında bırakıp Lucia'ya koşar. ( bak anlıyorum aşıksın, endişelisin. Ama kötü adamları eline etkisiz hale getirme fırsatı gelmişken geri tepmezsin ya! Şansa bırakmazsın! Adamları al, polise ver ya da Halo'yu çağır, adamlara bir odada göz kulak olsun...Hadi adamları illa salacaksın, bari şiddete meyilli kişiliğini kullan, bir yerlerini yarala öyle bırak. Başına bela olacakları belliii! Niye bırakıp gidiyorsun? ) Lucia'ya neyseki bir şey olmamış. Peki, Lucia bu olanlardan sonra Tom'u terk etti mi? Tabi kii HAYIR. Ne olacaktı? Hayatı tehlikeye girdi diye sürekli kendisini cinsel obje olarak görüp onun kişiliği ve duygularıyla alay eden kendisinden 20 yaş büyük birini mi bırakacaktı... Aaaa! Yok canım daha neler. Tabi ki Tom'a elinden geldiğince yardım etmeye karar verdi. Anca beraber kanca beraber dedi. Evet. Şuan ikilimizin paraya ihtiyacı var. Para kazanmaya çalışıyorlar. Kumar, bilardo, poker gibi şeylerden... Tom, 480 dolar kazanıp Lucia'nın yanına döner. Ness onları bulmuştur. Lucia'yı bağlar ve Tom gelince elindeki silahla birlikte konuşurlar. Ness, en başından beri Stanley ve sansar ile birlikte çalıştığını, casusluk yapıp bilgileri sızdırdığını ama yangını bilmediğini söyleyip ağlar. Katil olduklarından onlardan korktuğunu söyler. Tom, Munro'da cıvata olduğunu sızdırdığı için Munro'nun öldüğünü söyler. Ness ağlayarak "bilmiyordum." der. "Hedeflerini Munro'ya çevirerek seni korudum." der. Çünkü işin olduğu sürece faydalıydın der. Yani NTSB’de çalıştığından, her şeyi yakından takip ettiklerinden Tom, faydalıydı. Ta ki telefonunu camdan atıp istifa edene kadar... Ness, Washington'a uçan bir uçak bileti verir ve uçaktaki koltuğun altında kanıtlar olduğunu söyler. Ness, gider. Tom ile konuşan Lucia, Tom ile o uçağa bineceğini söyler. (Lucia hiçbir şeyi sorgulamaz. Ne az önceki kadını ne Tom'un en başından beri kendisine yalan söylediğini ne de 2.kez ölüm tehlikesi geçirmesini. Oğlum, biraz sinirlen, bağır, çağır. Yok...Hiçbir açıklama, özür istemez. Niye istemiyorsun? Bu nasıl bir kabulleniş? Sonra ne diyor: ben de senle geleceğim. Niye gidiyorsun? Bu adam sana yapmadığı bırakmadı... Allah akıl fikir versin.) Lucia ile havaalanına gidip bilet alırlar. Lucia için. Kalkışa 3 saat vardır. Halo, Tom'u arayıp çizmeli birinin havaalanında olduğunu söyler. Bu kişi Stanley'dir. Tom koşarak Stanley'i ve Halo'yu arar. Stanley'i Halo'nun boğazına silah dayamış olarak bulur. Meğer ki Tom, cıvatayı Halo'ya vermiş. Lucia'nın evindeyken aldıkları cıvata sahteymiş. Bunları anlayıp Halo'ya gitmişler. Halo'ya silah zoruyla cıvatanın yerini söyletirler. Halo oscarlık bir performansla sanki cıvatayı verirse hayatının anlamını kaybedecekmiş gibi dirense de en sonunda cıvatayı verir. Stanley, ikisini de öldürecekken bir havaalanı polisi cesurca ( salakça) Stanley'e ateş eder. Stanley gidip adamı öldürür. ( evet, nasıl sinek öldürür gibi karakter harcanır örneği) Daha fazla polisin geldiğini görüp kaçar. Tom, tüm olayları polise anlatır. Ona inanıp gitmesine izin verirler. ( evet, gördüğünüz gibi Tom yine büyük bir şansla hayatta kaldı... Artık yakınmaktan usandım. Bu adam gerçekten şansla akraba. Bir polis ölmesine rağmen Tom'u salmaları da inandırıcı değil. Stanley bile yakalanmadı. Bari Stanley yakalansaydı. Boşu boşuna bir atraksiyon oldu.) Tom, Lucia ile uçağa yetişip biner. Ness'in dediği belgeleri bulur, gerçekten de bunlar kanıttır. Arka kapakta Nino( fan diskini takan eleman, hani Halo ve Tom evine gelince kaçmıştı.), Garvey ( Ness'in önceden takıldığı çocuk), Bruce Allway( sahte evrak işini giren adam) 'in işkenceyle öldürülmüş fotoğraflarını bulur. Bu arada Lucia ile Tom'un duygu ve düşüncelerinin daha iyimser ve olumlu olduğunu görürüz. Neyse sonra Tom fark eder ki incelediği belge 3 yıl önceki 737-400 uçağına takılmış bir sahte fan diskine ait. Tahmin edin bindikleri uçağın modeli ne? 737-400. Yani aynı model uçaktalar ve uçak büyük olasılıkta patlayacak. Tom'a yem olarak bu belgeleri atıp uçağa bindirdiler, uçak zaten patlayacağından ne belge ne de Tom kalacak. Tom, pilot ile konuşup onu yere acil iniş yapmaya ikna eder. Tüm olayları tek tek anlatır. "Uçak patlayabilir." der. Pilot, tam piste inmişken uçak patlar. Tom, Lucia'yı alıp o yangından uçağın içinden çıkmayı başarır. Hastaneye götürülürler. (Helal olsun Tom! İlk defa kedi olalı bir fare tuttun. Zekanla uçağın patlayacağını ön görüp Lucia'yı kendi başına kurtarabildin. Aferin sana!!) Tom hastanede uyanır. Lucia'nın annesi Bayan Holmes, ona sert bir tokat atar ve kızından uzak durmasını söyler. (Gerçekten buna ne gerek vardı? Adamın her tarafı yaralarla dolu zaten, bir kere iyi bir iş yapmış. Neden ölümden dönmüşken tokat yiyor? Adama acıdım.) Tom, tekrar uyanır. Halo ve amirini görür. Tom, kanıt belgelerini pantolonunun içinde taşımış. Yani kanıtları var. ( Bu harika!! Nihayet kanıtlar var!) Öğreniriz ki Halo, Tom gibi düşünüp o da sahte cıvata yapmış. Yani havaalanındaki oscarlık oyunculuk sahteymiş. ( Halo zeki bir adam, Chris'in karısıyla olmasaydı favori karakterim olabilirdi. Zekasını takdir ediyorum.) Cıvata ve belgeleri amiri alır. Tom'a da onu işe geri aldığını, bu istifa olayının hiç yaşanmamış gibi davranacağını söyler. Artık Tom'un işi var. Tom da işini çok sevdiğinden bu habere çok sevinir. Halo ve Tom, basınç odasındaki Lucia'yı görmeye giderler. Tom, annesinin odada olduğunu duyar ve tek başına odaya girer. Odada hemşire, anne, Lucia ve Stanley vardır. Stanley ( her yerden ot gibi çıkıyor. Yeter be! Başka kötü adam mı yok! ) bir elinde silah diğerinde sigara ile durmaktadır. Basınç odası oksijen dolu olduğu için sigara aleviyle patlayabilir. Lucia uyanıktır ama elinden bir şey gelmez. Stanley, tam sigarayı Lucia'nın olduğu bölmeye atacakken annesi Stanley'e elinde tuttuğu kalın kitabı fırlatır. Stanley şaşırır, bundan yararlanan Tom, Stanley'i kitapla dövüp etkisiz hale getirir. Üstüne oturup onu bağlar. Cüzdanını karıştırırken Ness ile mutlu çift fotoğraflarını bulur. Ehliyetinden adının Richard Stanley olduğunu öğrenir. Yani Ness ve Stanley sevgilidir. En başından beri Ness, Tom'u ayartmak için bedenini bir araç olarak kullanmıştır. "Seni korumak istiyorum." falan palavradır. Ness sayesinde o uçağa bindiklerini de hatırlatalım. Tom, beyninden vurulmuşa döner. Stanley'i biraz daha döver. En sonunda polisler Stanley'i alıp götürür Tom telefondan son gelişmeleri dedektif Suarez'e anlatır. Stanley'in tutuklanmasıyla Chuck artık konuşacaktır. Çünkü kötü adam artık hapistedir. Tom, Lucia'nın evine gidip önceki boğuşmalardan kalan hasarları, kırılan mobilyaları düzeltir. Evde Lucia'yı bekler. Geleceğinden emindir. Tom, 1 ay sonra işine başlayacaktır. Sahte uçak parçaları belirlenip uçak kazaları engellenmiştir. Uçaklar patlamamış ve insanlar ölmemiştir. NTSB işini yaptıktan sonra dava federallere verilir. Tom'u iki ajan, bu olay için sorgular. Tom, Ness ‘ten bahsetmeden her şeyi anlatır. Sahte parçalar, Stanley ve sansar, patlamalar... Kendi para aklama işinden bahsetmez. Tom, 3 hafta boyunca Lucia'yı bekler. Ardından beklemekten sıkılıp kumar oynamaya gider. Ness ile karşılaşır. Ness, masummuş numarası ve ağlama numarası yapmaz. Tom'un kendisinden bahsedip bahsetmediği anlamak için ağzını arar. Tom bahsetmediğini söyler. Ness, kendini beğenmiş bir şekilde hareket edince Tom der ki: Richard nasıl? ( Oooff! Burası o kadar iyiydi ki! Tam bir intikam aldı Tom. Bayıldımmm.) Ness öfkelenir. (Tom bu soruyla Richard ile ilişkisini bildiğini ve sevgilisini hapse attığını ima eder. Açıkçası en zeki karakterlerden biri de Ness. Kadının en başından beri her şeyi yalan. Duyguları, tavırları... Mükemmel bir oyunculuk ve casusluk. Yani kötü tarafta olmasa iyi olsa çok iyi bir karakter olurdu. Keşke bu yeteneklerle iyi ana karakter Ness olsaydı dedim. ) Tom eve döner ve 3 haftadır beklediği Lucia ile karşılaşır. Lucia, Los Angeles'ı terk edip Savannah'a döneceğini söyler. Annesinin böyle istediğini söyler. Tom'u kendisinin hayatının birçok kez tehlikeye atmakla suçlar ve Tom'a güvenmediğini söyler. Tom tam anlamıyla yıkılır. Kahrolur. ( Betimlemeler o kadar iyi ve duygular o kadar gerçekçi ki Tom'a çok üzüldüm. Sanki drama dizisi izliyormuş gibiydim.) Lucia, eşyalarını toplar. Tom ile son kez beraber olur. Gider... ( Yaaa nasıl öylece gidebilirsin??? Madem gidecektin en başında umut vermeseydin adama. Tom, kötü adamlardan kaçarken evinde kalmasına izin vermeyebilirdin. Onunla Washington'a uçmayabilirdin. Neden şimdi? Her şey yoluna girmişken tam mutlu sona çok yaklaşmışken... Gerçekten bu sonu çok sinir bozucu buldum ve çok öfkelendim. Mutsuz son. Tom en başta nefret ettiğim bir karakter olsa da sonuna doğru sevmeye ve bağlanmaya başladım. Tüm kalbimle mutluluğu bulmasını diledim. Tom'a mutluluk veren de Lucia'ydı. Tüm gömdüğü hislerini Lucia ortaya çıkarıyordu. Yani Tom'un normal, iyi bir insan olması için tek şansı Lucia'ydı. Ama Lucia'nın aklı başına yeni gelir ve Tom'u terk eder. İnanılmaz gerçekten. Burada sinirden köpürdüm. Kitabın son sayfalarındayım zaten. Lucia'nın döndüğü sayfaları aradım. Yok. Cidden böyle bitti. :((( ) Tom, terk edildikten sonra birkaç gün depresyona girer. Sonra Halo'nun evine gidip Chris'in tazminatını verir. Chris'in suçsuzluğu kanıtlanmıştır. Tom da Halo ile dostluğuna devam eder. Son Yorum Ana karakter olarak Tom, pek sevilesi değil. Bu da okuma keyfini bayağı bir düşürüyor çünkü bence ana karakterle ne kadar bağlanırsanız o kadar kitap sizi içine çeker. Tom’un verdiği mantıksız kararlar da okuma isteğimi kaybettirdi. Karakterin zekasını kullanamaması, yanlış seçeneği seçmesi, aptalca kararlar vermesi… Tom’un bu hareketleri en başta beni çok kere hayal kırıklığına uğrattı ve sinirlendirdi. Sonra böyle devam edeceğini anladığımdan beklentilerimi düşürdüm ve nadiren zeki olduğu anlara sevinmeye başladım. Yani çok bir şey beklemedim. Halbuki bence ana karakterin soğukkanlı, zeki, analitik biri olması gerekir. Olaylar, kurgu, anlatım gerçekten çok karışık. Birçok karakter ve olay var. Bölümlerin çok kısa olması da hikâye akışını bölüyor ve okuyucuyu yoruyor. Bu hikâyenin ana akışındaki bütünlüğü bozuyor. Yani olaylar sonlara doğru daha heyecanlı gidiyor. Tom bir şekilde kanıtlara ulaşıp diğer kazaları engellemesi ve kötü adamları hapse atması tatminlik verici. Öte yandan insan ilişkileri boyutundan bakarsak Tom'un sonu hiç iyi bitmiyor. Tom kitabın sonunda yine yalnız. Kitapta yan karakterler çok çabuk harcanabiliyor, Pam ve Munro gibi. Bunu sevmedim. Kitabın başlığı da kumarbaz. Kitabın içeriği ile pek bağlantı kuramadım. Kurgu Kurgu yönünden kumar ve uçak patlamalarını pek bağlayamadım. Tom’a para aklama işi yaptıran adamlar aynı zamanda çalınmış kaliteli uçak parçalarını satarak da para kazanıyor. Yani bu iki iş pek bağlantılı gelmedi bana. Hani bir de ben bu kitabı polisiye diye aldım. Uçak patlama sebebini katillerin yaptığını düşünmüştüm. Meğerse ki ana tema paraymış. Yani birilerinin öldürülmesi odaklı olur diye düşünmüştüm. O yönden de biraz hayal kırıklığına uğradım. Sonlara doğru sürekli aksiyonun olması yeter artık dedirtti. Lucia ve Tom, Japon mafya kız sayesinde kurtuluyorlar, tam uçağa binecekler Stanley çıkıyor. Hadi Stanley‘den kurtuldular uçak patlıyor. Sonra yine adamlar uçak patlamasında kurtulmuş, bir de tekrar öldürme girişimi yapılıyor. En başta bu kadar aksiyon yokken sonra yazar ulti açmış, ardı ardına olay yazmış. Abartılı buldum. Tom ana karakter diye her şey önüne şak diye düşüyor. Hiç çabalamasına, problemi çözmesine gerek kalmıyor. Tüm olayların bağlanmasını zaten bekliyordum ama Tom bu bağlantıyı kendi zekâsı ve akıl yürütmesiyle bulmalıydı. Bir de her başı sıkıştığında birileri tarafından veya bazı olaylar tarafından kurtarılması canımı sıktı. Dil ve Anlatım Yazarın dili akıcı ve anlaşılır. Karakterle bağ kurmanızı, bütünleşmenizi sağlayan monolog, duygu, düşünceler var. Betimlemeler çok ustaca yazılmış. Yani ne olduğunu gözünüzün önünde rahatlıkla canlandırabiliyorsunuz. Kişilerin verdiği tepkileri, davranışları, ruh hali betimlemelerini etkileyici buldum. Anlatım olarak bölümlerin aşırı kısa olmasının ve sürekli yeni olaylar eklenmesi çok yorucu ve zorlayıcıydı. Özeti çıkarırken bayağı zorlandım. Temel noktaları atlayamadığımdan çok uzun bir özet oldu. Bir de kitapta uçakla ilgili o kadar çok teknik bilgi var ki sıkıldım. Bilgiye boğuldum resmen. Bu da okuma zevkimi düşürdü. İlgi alanıma girmiyor zaten. Aşırı bilgi yığılması vardı. En sevmediğim noktalardan biri uçak patlamadan önce o uçağa binecek veya binmiş birinin hayatını yazarın ayrıntılarıyla anlatması. Kitap akarken bir anda yeni karakterler girip hemen ölüyor. Hiç hoşuma gitmedi. Uçakta ölen insanlarla zoraki empati yaptırılıyorsunuz. Ajitasyon var. Sevmedim Karakterler Her karakterle bağ kurmanızı sağlayan bir anlatım var. Ana karakterler, yan karakterler, birkaç yerde ismi geçen karakterlerin bile günlük yaşantısı, ilişkileri, duygu, düşünceleri, hayalleri anlatılıyor. Bu kadar ayrıntıya girilmesine gerek yoktu. Karakter az sonra ölecekse bu kadar yakından tanımaya ihtiyaç olmuyor. Tom’un Lucia, Pam ve Munro olan iletişim ve ilişkisini sevdim. Tom’un bastırdığı hislerini ortaya çıkarmaya yardımcı oluyorlar. Tom Patrick: Adam çok gıcık birisi. Öfke sorunları var, sürekli patlıyor. Herkese kaba davranıyor, ağzı da bozuk. Hayır bir de yasadışı işlere bulaşıyor. İki kadını aynı anda yürütüyor. Zekasını ve çevikliğini nadiren görüyoruz. En başta nefret etmiştim çünkü elle tutulur iyi bir yanı yoktu. Sonlara doğru Tom'u daha çok sevdim. Tom yavaş yavaş daha anlaşılabilir ve duygu, düşünceleriyle empati kurabildiğimiz bir karakter oluyor. İnsanlar kendisine iyi davranınca etkileniyor falan. Hani Tom'un içinde de iyi bir insan olduğuna dair ufak işaretler alıyoruz. Tom'un sevmediğim bir özelliği de kararsızlığı. Yapmamalıyım deyip yapıyor. Durmalıyım diyor durmuyor. Ya aklından geçeni yap ya da yapmayacağını aklından geçir. Fikri başka bir şey diyor, hareketleri başka. Bu özelliği sinirimi bozdu. Sürekli kandırılmış gibi hissettim. Sonlara doğru Tom'un aslında zor güvenen ve bağlanan bir karakter olduğunu gördük. Yazar sağ olsun, Tom'un sonunda böyle hissetmekte haklı olduğunu ortaya çıkardı. (Lucia'nın terk edişi) Ama aslında Tom, diğerlerine güvenmek, sevilmek istiyor. Halo ile dostluklarının devam etmesine sevindim. Halo Jackson: Bu karakteri sevdim. Genel olarak zeki, analitik, soğukkanlı, esprili biri. Bir yan karakter olsa da Tom ile dostluğuna devam etmesi hoşuma gitti. Tek sevmediğim özelliği arkadaşının karısıyla olması. Bu gerçekten çok adi bir hareket ve ihanet. Ölmediğine de sevindim. Sonu Pam veya Munro gibi de olabilirdi. Munro Lenny: Adamdan Tom'un bakış açısıyla baktığımdan en başta nefret etsem de Tom'dan yardım istemesi ve Tom'a saygı göstermesiyle kalbimi kazandı. Gerçekten iyi bir adam olduğunu ve Tom ile aralarında çok yakın bir dostluk gelişebileceğini düşündüm. Tom'un insanı duygularını ortaya çıkarabilen karakterlerden biriydi. Sonra gidip adamı harcadılar. Ne için? Bir hiç için. Ölmesini istemezdim. Boşu boşuna öldü. Lucia: Para için bedenini göstermekten çekinmiyor. İç güdülerine göre hareket ediyor. Mantıksız ve kararsız bir karakter. Tom ile ilişkiye devam etmesine gerek yoktu veya evine almasına veya uçağa binmesine. Hadi körkütük âşık olduğunu düşünüp bu hareketlerini kabul edelim. En sondaki terk ediş niyeydi? Annesinden çok etkilenen ve aklı ancak en sonda başına gelmiş bir karakter. Hani son yaptığını yazarın mutsuz sonla bitmesini istediğinden diye düşünüyorum. Bu karakteri sevmedim. Ness: En başlarda şüpheli yaklaştığım bir karakter kendisi. Çünkü durduk yere Tom'a ilgi gösteriyor, Güney Afrika'ya onunla gidiyor. Tom da “neden geldin?” bile demiyor. Ayrıca Lucia varken Tom'un bu kadınla olmasını sevmedim. Yani Tom ve Lucia tatlı aşıklar gibiydi. Ama Tom ve Ness'in ilişkisi daha çok cinselliğe dayalı. Tom'un ilk şüphelendiği an, Ness'i kapının önüne koymasını isterdim. Bunu ancak kendisini öldürmeyi denedikten sonra yapıyor. (uçak patlaması sonuncu) Ness aslında içten pazarlıklı bir kadın. Hedefi için her şeyini kullanabiliyor. Beden, duygu, para... Ness ayrıca çok zeki ve soğukkanlı. Ne olursa olsun karşıdakine bağlanmayıp sadece amacına ulaşmaya çabalıyor. Etkilendiğim bir karakter oldu. Stanley: Bu karakter adi biri. Sevgilisini para kazanmak amacıyla başka bir adamla gönderip birlikte olmasına bir şey demeyen bir adam. Kişilik olarak da psikopat ve öfkeli biri. Her yerden ot gibi çıkıyor. Bir süre sonra sinir bozucu oluyor. Kötülüğün hakkını veren gerçekten kötü bir adam. Çok zeki de değil. Karakteri sevmedim. Hatırlatma Öncelikle bu kesinlikle benim düşünce ve yorumlarımdır. Başkası farklı düşünebilir ve katılmayabilir. Bu kitabı okumanızı ve katılıp katılmadığınız yerleri tartışmayı isterim. Önemli olan ortak kitap okumamız ve tartışırken eğlenmemiz. Kesin bir doğrusu yok, kimse kimseye katılmak zorunda değil. Saygı çerçevesinde yorumlarınızı paylaşmayı unutmayın.
Kitap İncelemesi
KumarbazJack Bowman · Panama Yayıncılık · 2015178 okunma
·
1.705 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.