Puan vermedi·430 syf.····Okunma: 27 Ağustos 2024 21:41 Kitabın başlıca karakterleri Breuer, Salome, Nietzsche ve Freud’dur.
Breuer psikanalizin kurucularından biridir. Sanatçıların ve düşünürlerin kapısını çaldığı ünlü bir doktordur. Freud, Breuer’in arkadaşıdır ve romanda Freud’un gençlik yılları ele alınmıştır.
Salome son derece güzel, kendisine hoş havası olan bir şairdir ve Nietzsche ile aşk yaşamıştır. Özgürlüğüne düşkün tüm erkekleri çabucak tuzağa düşürebilecek zekaya ve güzelliğe sahiptir. Onun için evlilik vasat bir kavramdır. O yüzden bir çok kişiyle yersiz aşk yaşayıp yarı yolda bırakmıştır.
Nietzsche henüz kimsenin tanımadığı yalnızlığı seçen, acılarıyla barışan ve sahip olduğu tek şeyi valizi olan bir filozof olarak okuyucuların karşısına çıkar. Breure ve tabi kendisini hasta eden Salome dışında kimse onun benliği hakkında bilgi sahibi değildir.
Roman Salome’un, doktor ve teşhiş dehası Breuer’e yazdığı bir mektupla başlar. Bu mektup, Bertha ismindeki hastasına karşı zihnindeki saplantılı düşünceleri kovmak amacıyla gittiği tatilde Breuer’e ulaşır. Salome, Nietzsche’den sık sık gelen nefret ve intihar içerikli mektuplardan dolayı; Breuer’den Nietzsche’ye yardım etmesini istemektedir. Salome’un Breuer’den tedavi etmesini beklediği Nietzsche’nin baş ağrıları veya görme kaybı değil, Nietzsche’nin ümitsizliğidir. Breuer’un, Nietzsche’yi tedavi etmeye başlaması aslında kendisiyle yüzleşmeye başlamasına sebep olacaktır. Breuer hastasını tedavi etmek için bir çeşit hileler düşünür ve hastasının hastası olarak gerçek hastanın kim olduğunu bulur. Hasta olan aslında Breuer'in kendisidir ve bunu Nietzsche sayesinde fark eder.
Gerçekte Dr. Breuer ve Nietzsche hiç karşılaşmamışlardır. Ama romanda birbirlerine ne kadar benzediklerinin farkına varıp, beraber sorunlarının kaynağına inip çözüm yolları ararlar. Yani birbirilerin hastası ve aynı zamanda doktorları olurlar. Kitap Dr. Breuer ve Nietzsche arasında gerçekleşen hayatın anlamına dair felsefi düşünceler, psikolojik analizler, hayata dair pek çok deneyim ve görüş içeren sohbetler üzerine kurulmuştur.
Nietzsche Ağladığında kitabı edebiyat, felsefe ve psikoloji ile harmanlanarak okuyucuyu kendini keşfetme yolculuğuna çıkaran; aynı zamanda varoluşunu sorgulatan ve bütün bunları kurguyla birleştirerek okuyucuya güzel bir deneyim yaşatıyor.
Roman hem kurgu hemde gerçektir. Romandaki kahramanlar ve olaylar gerçektir. Ama görülen rüyalar kurgudur. Ve tabi Breure'nin hipnoz yöntemi ile yirmi yaşında olan Bertha adındaki kızı unutması da hayalidir.
Roman da aslında insanların anlamsız bir anlam arayışında olduğunu ve bunun çözümünün yine kendi anlamında olduğunu sezdim. Ve tabiki varoluşumun bazı boyutlarının da farkına vardım.
Nietzsche egzistansiyalizm akımını savunan bir filozoftur. Ve bu eserde bu akımı iliklerime kadar hissettim. Düşünceler o kadar etkileyici bir şekilde ve yerinde kaleme alınmış ki kendimden pay biçmemek neredeyse imkansızdı. Tam ihtiyacım olduğu bir zamanda okuduğum bir eser oldu. Bu esere anlam katmak için her satıra anlam vermek lazım. Tek kelime ile harika bir eserdi.