Gönderi

8/10
·190 syf.··
Beğendi
·
2024 105. kitabı
Bu kadar oyunlu bir metin okuyacağımı düşünmemiştim. Luiselli’nin yazınında boşluklar bırakıp orada ayağını uzatışını, kurguyla gerçeğin arasındaki çizgiyi belirsizleştirmeyi sevdiğini, seksek oynar gibi yazdığını az çok biliyordum. Kalabalıkta Yüzler’den tanışıyoruz kendisiyle. Ama seksek oynar gibi yazmanın hakkını asıl bu kitapta vermiş bence. Bir defa kitabın çıkış hikayesi çok enteresan. Luiselli’den bir çağdaş sanat sergisi için katalog yazmasını istiyorlar. Aklına yıllar önce Küba’da uygulanan, sigara ve puro fabrikalarındaki işçilere okumak için fasiküller halinde hazırlanmış, tefrika romanı formatında kitaplar geliyor. Sergiyi destekleyen meyve suyu fabrikasında çalışan işçilere okunmak üzere bölümler halinde yazılıyor kitap. Kitabını bir bölüm yazıyor, işçiler okuyor, tartışıyor, ve bunun ses kaydını dinleyen Luiselli yeni bölümü işçilerin sohbetlerindeki argümanlardan beslenerek yazıyor. İlk bölüm dışında hepsi kolektif yazılmış gibi oluyor. Harika değil mi? Dişleriyle doğan ….’nın mesleğinin piri bir müzayedeci olma hikayesi bu. Sonradan ağzına taktıracağı Marilyn Monroe’nun dişleri dışında her şeyiyle orijinal, zıpır, zeki. ‘Yaşamları kim bilir feleğin hangi silsilesiyle sıra dışı manzumelere dönüşen müstesna kişiler’in çürümüş dişlerini, yazarların hikayelerini, her şeyi satabilir bu adam. Tek kişilik bir geri dönüşüm müzesi o. Dünya çöplüğündeki her şeyi ama her şeyi, isimleri bile hikayeleştirerek camekanın içinde sergileyebilir. Çünkü biliyor, hikayesi olmayan her şeye bir hikaye yazılabilir ve hikayesi olan her şey alınıp satılacak kadar canlıdır. Oyunlu bir metin bu. Bir defa bölümler müzayedecinin mesleğini icra ederken geliştirdiği satış yöntemlerinin ismiyle ayrılıyor. Ama bunlar sadece yöntemin ismi olmakla kalmıyor, yazarın o bölümdeki anlatım biçimini de belirliyor. Her bölüm başka biçimde, kimi sadece diyalogların sırtına çıkarak, kimi uydurma kısa öykülerin dizinde oturarak, kimi biyografilerin elini tutarak yazılmış. Sanki gerçekten bir seksek oyununun içindeyiz de, her zıpladığımız karenin içinde başka bir müzik başlıyor, biraz önceki dansı bırakıp müziğe uygun başka bir dans bulmaya çalışıyormuşuz gibi. Kitabın arkasındaki ‘cümbüş’ kelimesine fena halde katılıyorum bu yüzden. Kalabalıkta Yüzler gözenekli bir kitaptı. Bu, baloncuklu bir kitap. Patlattığınız bir baloncuğun içinden kafanıza uyduruk ve gerçek, günün sonunda aynı kapıya çıkan hikayeler dökülüyor. Çünkü her ikisi de hayata ve edebiyata dahil. Okuduğum kitap aklımla efendiliğini bozmadan oynasın, şımarmasın, el kol şakası yapmasın, anlatsın hikayesini gitsin, gelemem öyle karışık işlere diyorsanız, bu kitapla anlaşamazsınız. Değişik metinleri seviyorsanız bayılırsınız. Siren İdemen çevirisi
Edebiyat
Dişlerimin HikayesiValeria Luiselli · Siren Yayınları · 2017115 okunma
··
751 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.