Bir iş için gidilip hiç dönülmeyen yer olan devlet dairelerini odadan odaya koşulmasıyla çok iyi anlatılmış.
Hemen çözülebilecek olayların o kadar çok fazla karışık durumlarla karşılaşması beni delirtti. Bir kısa numara ve şapka ya daha ne olabilir? Şapka olayında yazılan bir söz "Şapkasını yitirmeyenler, şapkasını yitirenlerin halinden anlamazlar," çok yerinde bir söz olmuş gerçekten.
Hangi sayfaya geldiğimi hiç anlamadan okudum. Okurken sayfalar su gibi aktı geçti. Yaşarın yaşamındaki her olay bir dizi gibi kafamda canlanıyordu.
Bölüm başlıkları olması uzun süre okumama neden oldu.
Her başlıkta olay nasıl olacak diyerekten çok meraklanıyordum ve sonu kötü biterken mahkumların "Haydaaaa!..." diyişi resmen beni özetliyordu. Bende onlar gibi her bölümde aynı tepkiyi veriyordum.
Yaşarın yaşadıkları hep mi ters gider arkadaş? Adının değil soyadının hakkını vererek yaşamaya çalışmış yaşar.
Bütün talihsizler onu bulmuş.
Sonu çok güzel bitti ama anşe ye ne oldu acaba ve sonrasında yaşar ailesini nasıl yaşattı? Hep merak olarak kalacak. Yaşar Ne Yaşar Ne YaşamazAziz Nesin