9/10
·80 syf.··
2017 31. kitabı
Gayet mutlu bir evliliğe ve de iki çocuğa sahip bir kadın, alışılmışlıktan bıkıp biraz macera ister. Kendini bir piyanistin kollarına atar, sonra şantaja maruz kalır ve içini korku kaplar. Kitap da burada başlar. Kitabı beğendim ve kısa geldi bana çünkü detaylardan yoksundu biraz. Detaycı bir insanımdır bu yüzden ayrıntılara girilmesini severim, örneğin aşığıyla Irene'in ilişkisinden daha çok bahsedilebilirdi, ancak yine de merak uyandırıcı, sürükleyici ve ders verir nitelikte bir kitap. "Sanıklar en çok, gerçeği gizlemelerinden mustariptirler; suçun anlaşılması tehlikesinden, bir yalanı ufak tefek ve gizli yüzlerce hücuma karşı savunmak zorunda kalmanın dehşet verici baskısından mustariptirler. Sanığın kıvranışlarını görmek tüyler ürpertir: Çünkü ikrarını, itirafını, dayatan etten sanki bir kanca ile çekip koparmak gerekir. Bazen bu itiraf, sanığın hemen gırtlağındadır; içten doğru, dayanılmaz bir basınç yukarıya yüklenir, adamlar boğulur gibi olurlar, itiraf etmek üzeredirler. O anda habis bir kuvvetin; o akıl ermez inat ve korku duygusunun esir olur ve itirafı gerisin geri yutarlar. Ve mücadele yeniden başlar. Hakimler çok kere bu işte kurbanların daha mustariptirler. Üstelik sanıklar, hakimlere daima düşman gözüyle bakarlar, gerçekte ise hakim sanığın yardımcısıdır. Avukatları, müdafileri sıfatıyla, benim, müvekkilimi itiraftan men etmem, yalanlarını pekiştirip kuvvetlendirmem gerekir, değil mi? Ama içimden çoğu zaman cesaret edemem buna, çünkü onlar itiraf etmedikleri takdirde itiraf ettikleri, ceza aldıkları zamandakinden daha çok ıstırap çekeceklerdir. Ben hala anlayamıyorum, insan tehlikesini bile bile bir suç işledikten sonra onu itiraf cesaretini nasıl gösteremez. İtiraf karşısındaki bu küçük korkuyu, ben her suçtan daha zavallı buluyorum." Zweig döktürmüş yine :D
Edebiyat
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,9bin okunma
·
8 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.