LİZGE
Herkese Merhabalar...
Sizlere kısıtlama zamanı okuduğum kitabım ile geldim.
Evet yorumumu atmaya bir türlü vaktim olmadı ama şimdi tam zamanı dedim.
Bu kitap ilk çıktığı zamanlar çok dikkatimi çekmişti.
Sonra indirim görünce alayım dedim.
Ağaları severiz sonuçta baktım ağa hikayesi...
Ama ne yazık ki öyle beklediğim gibi çıkmadı.
Tamam konu güzel ama çok hızlıydı ve başta olan karakter ile kitap içinde gelişen ve sonuçlanan karakter birbiri ile çelişiyordu.
Ne demek istediğimi okuyanlar anlamıştır diye düşünüyorum...
Lizge...
Dağ Çiçeği...
Koşulsuz, şartsız her mevsim açan çiçek.
Lizge o henüz küçük yaşta ailesinin yükünü sırtlanmış ve hakkı ile yerine getirmiş bir kızdır.
Yardıma ihtiyacı olan yatağa mahkum annesine bakmış, özel gereksinim duyan kardeşi ile ilgilenmiş, eve yardım için tarlalarda çalışmış ama kendine geliştirip okuyup mühendis olmuştur.
Babası mı o şerefsiz de kızının getirdi iki kuruş paraya göz dikmiş, onları her fırsatta dövmüş odunun biri.
Bir gün o babası olacak şerefsiz eve kadın getirince Lizge'de ipler kopar.
Dayak yeme uğruna diyeceğini der öyle de bir dayak yer ki soluğu Demiroğulları konağında alır.
Çünkü dilden dile ağanın herkese yardım ettiğini duymuştur.
Kapısını çalınca da eli boş dönmez annesi , kardeşi ve kendi için Diyarbakır'dan İstanbul'a olan macerası başlar.
Demir Ağa'nin uslanmaz çapkın ve kadınlara asla güveni olmayan oğlu Baran'in şirketinde ise başlar.
Bu ikili arasında olanlar ise ateşle barut yan yana olmaz dedirtecek türden olur ve size de okumak düşer.
Kitapta takıldığım bir çok kelime oldu. Ve sürekli kullanılmış olması bu hikaye de hoşuma gitmedi. Yani konuya çok eğreti derler ya öyle durmuştu.
Genel olarak kolay okunan, akıcı, klişe bir hikayeydi (klişe hikayeleri acayip severim)
Lizge'nin hikayesini sevdim mi derseniz benden gecer not aldı.