Serseri bir gencin burjuvazi bir kadına aşık olmasıyla değişen ve son bulan bir hayat hikayesi!
Kitabımız bir aşk hikayesi üzerine yazılmakla beraber aslında sınıfsal farklılıkları, geçim sıkıntılarını, toplumsal sorunları ve bireyin hayattaki amacının ne olduğunu anlatmaya çalışan bir eserdir.
Ben bu kitaptan; birine vereceğimiz değerin karşılıksız ve bir çıkar olmaksızın tanıdığımız gibi sevmemiz gerektiğini anladım.
Devran ağacın gölgesi gibidir... Vezir sofrasında da kuru bir ekmekle de karnımızın doyabileceğini insanlar unutmamalıdır. Işte bazı kadınlar aşkını bir çıkar ve şöhret uğruna sürdürdüğü için gerçekten seven erkeklerin bunu öğrenmesiyle aslında ruhlarını da öldürmüş olurlar. Ruth Martin Eden'in ruhunu öldürmüştü.
Jack London 'ı diğer kurtlu kitaplarından sonra okuyacağım hiç aklıma gelmezdi açıkçası ama iyi ki Martin Eden 'i okudum diyorum:). Ölmeden önce okumanızı tavsiye edebileceğim kitaplardan biri.
Şimdi bana hangi kitabın kahramanına benziyorsun deseler artık düşünmeden Martin Eden diyebilirim. :) Martin Eden'in anısına en son yazdığım şiiri iletide paylaşmak istiyorum.
Kitaptan bazı alıntıları da burada paylaşmak isterim. Okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim.
Alıntılar;
~Şu dünyada şeref diye bir şey kalmamış mıydı yani?
~Hayatın çekilmez ve acı yüzünü zaten tanımıştı. Son zamanlarda ise acının ne olduğunu anlıyor, ıstırabın şeklini çiziyordu.
~Neden daha önce bu cesareti göstermedin? Işim olmadığı zamanlar? Açlıktan kıvrandığım zamanlar? Şimdikinden hiç bir farkım olmadığı, bir sanatkâr, bir erkek olarak şimdikinden farksız, aynı Martin Eden olduğum zamanlar?
~Ama seni temin ederim ki, bu bana en aşağı, herkesin tıpkı ahlaksız bir yaratığa dürüst davranış önerir gibi işe girmemi tavsiye edişleri kadar zalimane geliyordu.
~Bütün eserlerini yazıp bitirmiş Martin Eden'le evlenemezdin. Ona olan aşkın onunla evlenmeni mümkün kılacak kadar kuvvetli değildi.
~Ah şu zenginler! Meteliksiz olduğum vakitler kız kardeşleriyle görünmeye layık değildim. Bankada hesabım olunca kız kardeşini kendi elleriyle getiriyor bana.
~Ona göre hayat, bir hastanın gözlerini acıtan parlak, kuvvetli bir ışık gibiydi.
~Hayata yönelen fazla sevgiden, ümit ve korkudan kurtulan bizler kısa teşekkürlerle minnetimizi sunarız Tanrılara. Tanrı diye ne varsa ki hiçbir hayat ebedi olamaz, ölüler dirilmezler; ki en yorgun nehirler bile bir yerde denizle birleşirler.
Çok uzun zaman önce okduğum ve biraz unuttuğum bir kitap.
İş bankası yayınlarından tekrar okuyacağım. İncelemeni de okuduktan sonra.
Kalemine sağlık, güzel bir incelme olmuş.
Okuyalı belki binlerce gün oluyordur. Aklımda kalan duygusu ruhumu acıtır. Insan emeline ulaştığı zaman yaşamak için bir neden bulamaz. Sevgili Martin karakterinde de bu oldu.
İstediği sınıfta yer alıyordu artık. Ta ki denizin karanlığını görene kadar.
Artık hiç bir yere ait değildi.
Güzel bir inceleme olmuş.