Puan vermedi·76 syf.····Okunma: 01 Eylül 2024 20:42 Hiç Tezer Özlü okumamıştım daha önce. Kitaplarımdaki üslubum benzetildiği için merak edip tüm kitaplarını satın aldım. Aramızdaki tek benzerliğin kadınsal duyuş olduğunu söyleyebilirim. Onun dışında ise Tezer Özlü önünde şapka çıkarılmayı hak eden bir üstat oldu benim için. Düşünceleri yüzünden özyurdunda işkenceye maruz kalan, özgürlüğü elinden alınmış bir kadın ve serzenişi var. Zamanla özlem duygusu ölmüş ama gittiği ülkeye de ait olamamış. Almanya'ya işçi olarak giden ailelerin durumları da dokunmuş yüreğine. Onlara yaptırılan çöpçülük gibi işlerden bahsetmiş. Zamanının ötesinde bir yazar. Bugün bile kadınların yüksek sesle söyleyemeyeceği her şeyi yaşadığı dönem için ileri bir tavırla haykırmış. Kitabın sonunda yer alan cümlelerin üzerine oturup saatlerce düşünebilirsiniz. Atasözü değil de Tezersözü olmuş. Melankolik bir tavırla yazılmış. Biraz karamsarlık biraz Tezer... Çocukluğundan yaşlılığına uzanan travmalarla dolu bir anlatı. Nobel Ödüllü Annie Ernaux ile içerik, üslup ve dil olarak benzeşiyor. Yapı Kredi gibi bir yayın dil bilgisi kurallarına hakim olan editörlerle çalışmalı. Çünkü acemi işi dedirten basit hatalar var ve metni katlediyor.
Seni duydum ve seni anladım Tezer...