Puan vermedi·152 syf.····Okunma: 03 Eylül 2024 00:00 Roman koleksiyonculuk saplantısının etrafında insanın nesnelere ve geçmişine duyduğu tutkuya nasıl gem vurup vuramayacağını konu ediyor. Çek porselen koleksiyoneri Kaspar Utz’un hikâyesi, sadece kişisel bir yaşam öyküsü değil, aynı zamanda 20. yüzyılın politik atmosferi içinde geçen bir varoluş arayışı olarak da okunabilir. Utz’un porselenlerine olan takıntısı, onun hem geçmişine hem de içsel dünyasına sıkı sıkıya tutunduğunu gösterirken, bu bağlılık/bağımlılık (?) onu kendi kendine kapanmış bir hapishaneye sürüklüyor…
Chatwin’in sade ama çok katmanlı anlatım tarzı hikayeye evrensel bir boyut katmış. Roman, sadece bir adamın kişisel eşyalarına olan tutkusunu değil, koleksiyonculuğun ya da nesnelerle kurulan bağımlılığın psikolojik boyutlarını irdeliyor. Utz’un bu saplantısı, hayatın ve tarihin dayattığı zorluklar karşısında bir tür direnme biçimi gibi görünebilir, ancak zamanla özgürlüğüne mal olan bir yük haline dönüşmüş…
Yazarın eserini yazarken tercih ettiği biyografimsi tarz kitabın yer yer komik ve trajik dil romana samimi bir hava vermiş. Çevirmen Çiğdem Erkal’ın titiz ve özenli çalışması, kitaptaki bu samimi ve özgün üslubu başarıyla Türkçeye taşıyor. Bu çeviri, eserin derinliğini ve ironik tonlarını koruyarak, Türk okuyucusuna aynı zengin deneyimi bozmadan okuyucuyz aktarmayı başarmış…