Türk edebiyatı okumalarında üst üste Hüseyin Rahmi kitaplarıyla buluştuk son zamanlarda. Yani aşk nefret ilişkisi gibi oldu bizim aramızda yazarla diyebilirim. Bazı eserlerini sürüne sürüne bitirsem de ,hatta bazılarını yarım bırakmış olabilirim , bazılarının da sayfaları arasında akıp gidiyorum adeta.
.
.
Bugünse ilk eseriyle geldim diyebilirim. 18 yaşında kaleme aldığı binbir çekingenlikle Ahmet Mithat Efendinin gazetesine gönderdiği, Ahmet Mithat Efendinin eseri çok beğendiği halde Hüseyin Rahminin yazdığına inanmadığı ‘Şık’ romanı. Ahmet Mithat Efendi onun yazdığına inanarak dönemin en sükseli yayınlarını yapan Tercüma-ı Hakikat isimli gazetesinde manevi evladımdır notuyla yayınlamaya başlar. Yazıldığı dönemden de ileri zamanları görmüş gibi batı sevdasında olan bu vatanın evlatlarının , alafranga adetleri taklit etmek uğruna içine düştükleri trajikomik halleri alaylı bir dille hicvediyor. Hem tarzı hem de konuyu tadında bırakması açısından benim için keyifli bir okumaydı diyebilirim.
.
.
“Kötü işlerin yapılması da taklit edilmesi de kolaydır. Asıl güçlük faydalı işleri taklit edebilmektir.”