Gönderi

birbirine ihtiyacı olanlar özenle uzak duruyor birbirinden..
5/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2024 38. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2024 12:31
Uzun yıllar rafımda duran ve her seferinde okumak için ertelediğim bu kitabı sonunda okudum. İlk psikolojik roman olarak ve aşkı memnuyu anımsatmasıyla biliniyor. Açıklamalar beni çok şaşırttı. Her an her durum nasıl uzatarak ince ince ayrıntılı olarak anlatılabilinir? Diye düşündüm... Olayları değil karakterlerin içindeki fırtınayı, üzüntüyü, hissizliği yazılmış. Özellikle necipin durumu ön planda anlatılıyor. Bir bilmece gibi söylemek istediklerini söyleyemeyerek uzun uzun ilerliyor sözcükler. 300e kadar çok düz ilerleyip sonlarda olayların olması beklenmedikti ve bu gibi durumlar beni çok sıktı ve bazen resmen bitirmek için okudum. Az karakterler olmasına rağmen gerçekten anlamakta güçlük çektiğim olayların anları arada tek tük oldu. Beklenmedik şekilde bentimlemelerin arasında beni anlatan cümleler çok vardı hepsinin altını çizdim. Kitap işaretten gözükmeyecek hâle geldi diyebilirim. Eza kelimesi çok kullanılmış. Ya da benim dikkatimi çeken bir kelime olduğu için her görüşümde unutamadım. Öğrenmem iyi oldu. Hayatım içinde gayet uygun. Yeni kelimeler öğrenmek çok heyecan verici oluyor bazen. Eylüle giripte eylül kitabına başlamam ne kadar güzel bir tesadüf oldu. Eylülü işte bu satırlarla en iyi şekilde anlatmış: "Malûm ya, eylül hüzün ve matem ayıdır. Eylül! Öyle bir ay ki, geçen her güzel günü için ona minnettar olmak gerekir; içine bir kaç günlük kış hücumundan acı düştüğü için, o güzel havaların, sürekli yazın artık nasıl geçmiş, yalnızca bir mazi olmuş olduğunu hissettiren bir esef ve özlem ayı... Bir senedir onu harap eden endişelerin, acıların ne olduğunu artık iyice anlıyor: "İşte benim Eylül'üm!" diyordu. Eylül'de, sanki bahara özlem duyan üzgün bir tazelik, sanki üzerine çöken kışın, kendisini mahvetmek isteyen sonbahara rağmen devam etmek, yeniden bahar olmak mücadelesi vardır; fakat bunun muhtaç olduğu şeylerden yoksundur ve ayrıca kendisinde de dayanma gücü kalmamıştır, doğa da sanki bunu anlamış gibi acı bir düşünce ve hüzünle üstüne çöken ıssızlığın, yasın altında ezilerek durur. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın, ne kadar dayanabilirse dayansın kışın galip geleceği, artık her şeyin, her ümidin bittiğini buna dayanmak gerektiğini anlamaktan doğan bir bezginlikle ile ağlamaktadır... Ne renk, ne de güzel koku... İşte yapraklar ölüyor... Rüzgâr insafsız, yağmur inatçı; her şey çürüyor, oh, her şey çürüyor!" Tekrardan diyeceğim ki çoğu olay en son sayfalarda gerçekleşti. Sonu ise büyük bir şeydi. Eylül Mehmet Rauf
EylülMehmet Rauf · Anonim Yayınları · 201849,9bin okunma
·
31 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.