Puan vermedi·240 syf.····Okunma: 01 Eylül 2024 23:34 Bilge Karasu, yine yumuşak g' leriyle, kendine has tekniği ve bolca metaforlaroyla gönlümü ciceklendirdi. Yahu bu nasıl bir yazım dili bu ne teşbih bu ne lahana turşusu... Sanata bakış acımı nasıl pisagorladi!! İç acılar meselesi... Hipotanüs kim peki ve nasıl kurtarılmalı?
....
İşin gevezeligini bir kenara bırakırsak, yazarın kitabı yazdığı döneme ilişkin olarak gece işçilerini 90 yıllarındaki siyasi olaylara atıfta bulunduğunu düşünmüştüm. Kim bilir belki o da yazarın cilvesiydi. Anlayan istediğini anlar. Lakin olay tam olarak varoluşsal bunalım veya sancı olayı. Belki de kriz hali
....
Kitap şöyle başlar :
"Sonra soyunmağa başlayacak insanlar. Gecenin açtığı yaralar biraz daha acısın diye.
...
Hepimiz gündüz kargaşasinda personalarımizi gece olunca birbir çıkarmaz mıyız? Gün kararıncaya değin dilimizle bilelediğimiz -kesip dogradigimiz sözleri- kör bıçağı,burnundan kıl aldırmayan cımbızımizi masaya koymaz mıyız ? Yazarın da bahsettiği o kıyımlar o yüzdendir. Bıçaklar çekilir! Gece olunca insafsızca hukmedriz kendimize.
"Gecenin işçileri sokak aralarında gezer. Yuvarlak ekmeklerin, dikdörtgen ya da söbe ekmeklerin, uzun ekmeklerin hangi evlere girdiğini gözlerler." Yazar burda mutlu ailelere mutlu insanlara atfeder. Ekmek ve ev, babayı temsil eder zannımca. Gün boyunca evine kavuşmayı ve o sıcak ekmeğin etrafında doluşan mutluluğa koşanları gözler.Özlem duyduğu şey o sıcak telaştir.
....
Bunu yazar 61. sayfada dolaylı olarak şöyle ifade eder:
" Gecenin işçileri, hep altta kaldığı duygusuyla bunalmış insanlardan mi derlendi? Cocukluğundaki umacılardan kurtulamayan, sevdiklerini gönüllerince saramayan, etlerini istedikleri etle birleştiremeyen insanlar mıdır hep, bu işçiler?
Bir okur olarak aynı kanıda olmak ... hepimizin o karanlık yanını, gecemizi kim oluşturdu ? Gündüz işçileri ..yani o gündüz işçilerinden olsaydık ya da onların gündüzünü görmeseydik ;bu karanlık biraz daha çekilir olabilirdi yahut görünmeye bilinirdi. Bizi dört köşe ekmeklerin kokusu bozdu. Kahvaltının olduğu kadar sıcak ekmek kokusunun da mutlulukla ilgisi vardı.
...
Gel gelelim Sevinç, sevim ve N. ' ye...
Bir parçalanma, bir çarpma ve bir kırılmayla oluştu bunlar. Kulaklarına, üç büyük yarıkla isimlerini okudu . Sevinç, koynuna aldığı sevişmek istediği ama sürekli ölen,Sevinç. Ne yaparsa yapsın karanligindaki sevinci diri tutamadı. Ya peki Sevim. Sevim, yani sevme eylemi. Düzeltmen (!) de farkında; Sevim aslında hiç olmadı. Sevinç olmadan, yani o duyguyu yaşamadan nasıl sevme eylemi gösterebilirsin ki! En nihayetinde N.. O her şeye sağır N. ...aslında nefret ettiği, derin yaralarla yaraladığı, ayrıca bilakis kurtarmak istediği , hayatta kalsın diye mesaj yolladığı N.
Hepsi bir kişi..hepsi çok kişi ...aslında hepsi tek kişi olarak hiç olamadığı, hep olduğu, bazen olmak istediği kişi, aslında hepsi her seferinde faili meçhul faili mesul kişi.