·187 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Eylül 2024 19:11 Voltaire, hemen hemen tüm öyküle rinde, Bin Bir Gece Masalları'nın veAntik Çağ'ın coğrafyasını kullanır; ne ki, okur, Babil'in Paris, Brahmanlar'ın ya da Druidler'in ise Roma Kilisesi'nin rahipleri olduğunufark etmekte ge cikmez. BabilPrensesi başlangıçta bu hoş gele neği sürdürür; öykü ilerledikçe, iki aşık, Avrupa krallıklarını dolaşırlar; İngiltere, Alman ya ya da Galya, iki farklı zaman düzleminde varlıklarını sürdürürler: tarihin ilk zamanla rında ve Voltaire'in yaşadığı dönemde. Bu iki düzlem, geçmişte, tekboynuzların ve büyülü kuşların var ettiği tek bir görkemde birbirine karışır. Bu seçkide yer alan diğer öykülerde, Voltaire, taraftutmayan alaycı bir izleyici gibi olayları dışarıdan yönetir, sanki düş gördü ğünü biliyormuş ve neşe ya da acıma duygu suyla düşlemeye devam etmeye razı oluyormuş gibi kendisini ihtiraslı çalkantılara bırakır. Öykü kahramanlarının ruh durumları yüzey sel, ancak kişiliklerine uygundur; prenses, ba basını mahvedecek olan orduları umursama yan ve kendisi gibi yalnızca aşk ateşiyle yanan Amazan'ı arayan aşık bir genç kızdan başka bir şey değildir. Belki de, Voltaire, insanoğlunun daha karmaşık bir çözümlemeye layık olmadığını düşünmüştür. Yanılmamış olması mümkün.
İnsanların genel kanılarının doğruluğunu ka nıtlamak hoş bir şey. Genellemeler her zaman hatalı değildir; Voltaire, Fransız dilinde, belki de tüm dünyada yazılmış en iyi düzyazıya imzasını atmıştır.