Sade kadın değil, insan.
Ne kibarlık budalası
Ne malda mülkte gözü var.
Eşit olsak, der.
Hür olsak, der.
İnsanları sevmesini de bilir,
Yaşamayı sevdiği kadar.
Orhan Veli Kanık
Namus, tarih boyunca toplumsal değerler ve ahlak normlarıyla şekillenen bir kavram olmuştur. Ancak bu kavramın yalnızca kadınlar üzerinden tanımlanması, ataerkil düzenin bir yansımasıdır. Kadının bedeni, ailesinin ve toplumun şerefini temsil ederken, erkeğin bu konuda dokunulmaz bir statüsü vardır.
Bu eşitsizlik, kadının birey olarak varlığını hiçe sayan bir anlayışın ürünüdür. Kadının "namus" yüküyle sınırlandırılması, onun özgürlüğünü ve iradesini kısıtlayan bir baskı aracına dönüşmüştür. Oysa namus, bireyin kendisine ait bir değer olmalı, cinsiyetle ilişkilendirilmemelidir.
Toplumun bu çarpık namus algısı, kadını kontrol altına almak için kullanılan bir silah haline gelmiştir. Erkeklerin namusu, kişisel ahlaka dayandırılırken, kadınların namusu bir toplumsal denetim mekanizmasına dönüşmüştür. Bu dengesizlik, özgürlüğün ve adaletin önündeki en büyük engellerden biridir.