Engin Geçtan’ın Psikanaliz ve Sonrası kitabını okurken bilhassa Rollo May’ın “varoluşçu psikoloji” üzerine düşünceleri beni çok etkilemişti. Filhakika geçmişten gelen Nietzsche, Dostoyevski, Kafka, Sartre ve Camus hayranlığım da bu özel ilginin müsebbibi olabilir elbette.
Varoluşçu psikolojiyi geniş kitlelere tanıtan hatta ülkemizde“varoluşçu psikoloji” nin öncülerinden olan Engin Geçtan ile Türkiye’de yapılan bir eğitim programında bir araya gelen İrvin D. Yalom ister istemez tekrar radarıma girdi. Yazarın daha önce “Nietzsche Ağladığında” kitabını okumuştum.
Ayrıca “Ölüm” kavramını sorguladığım dönemde “ölüm” üzerine felsefi bir yaklaşım getiren Schopenhaur üzerine epey okuma yapmıştım. Böylece geçmişteki ilgi alanlarım ve okumalarım beni bu kitaba adeta sürükledi, ben de merakla okudum.
İrvin D. Yalom’un “Bugünü Yaşama Arzusu-Schopenhaur Tedavisi” kitabı rutin bir doktor kontrolüne gittiğinde ölümcül bir hastalığının olduğunu ve bir yıl süresi olduğunu öğrenen, varoluşçu psikoloji ve grup terapisi üzerine uzmanlaşmış bir psikiyatrist olan Julius Hertzfeld, sağlıklı geçirebileceği sadece bir yıla sahip olduğunu öğrenince mesleki yaşamını sorgulayıp geçmişini gözden geçirmeye karar veriyor.
‘İnsanların çoğu hayatlarının sonunda geriye dönüp baktıklarında molalarda yaşadıklarını görürler. Takdir etmeden ve zevk almadan yanlarından geçip giden şeyin aslında hayatları olduğunu gördüklerinde şaşırırlar. Ve böylece umutlarla kandırılan insan ölümün kollarına koşar.’
Ölümle yüzleşen insan ‘hayatı ve anlamı’nı sorgulamaya başlar. Bu sorgulama süreci derin hüzünlerle yüklü ve sancılı bir evredir. Ancak bu sürecin insana verdiği en büyük kazanım “FARKINDALIK’tır. Ölümle yüzleşme sürecinden geçen insan doğaya, insan ilişkilerine, onu esir eden korkularına, kıskançlıklarına ve hırslarına farklı bir gözle bakma yetisi kazanır. Yaşam, ömür, hayat bu sözlerin yalın bir özeti kavranır:’NEFES”
Nefes, bir ‘an’dır sadece. Geçmişe, geleceğe anlamlar yüklerken ‘an’ a verilen kıymet ıskalanır oysa sevinç ve keder o kısa anlarda yaşanır ve biter. ‘An’ların birbirine halkalanarak oluşturduğu yaşam, ölümle yüzleştiğimizde tüm ihtişamı ile parlayarak gözlerimizi kamaştırırken, kendi kendimize şu soruyu sorarız:”Kendi yaptığımız bu kolyede ‘keşke’ler mi, ‘iyi ki’ler mi bizi selamlakta?”
İrvin D. Yalom’un “Bugünü Yaşama Arzusu-Schopenhaur Tedavisi” kitabı beni derin düşüncelere sevk etmesi bakımında bana farklı bir okuma deneyimi yaşattı. Ancak kitapta bolca bulunan anlatım bozuklukları, yazım yanlışları, kimi bölümlerde ifade gücünün zayıflığı beni hayal kırıklığına uğrattı. Keşke Pegasus yayınevi kapağa, reklama harcadığı parayı birazda editöryal çalışmalara harcasaydı da ortaya daha leziz bir kitap çıksaydı. Bir de İrvin D. Yalom’un bu kitabı Hollywood’a senaryo olabilecek nitelikte sığ bir anlayışla yazması da kitabın edebi yanının güçlü olmayışını açıklar nitelikte.
Velhasıl bu kitap, hayata ve grup terapisine dair farklı düşünce kanalları açması bakımında etkileyiciydi ama maalesef edebi açıdan sınıfta kaldı. Sofradan aç kalkmadım ama doydum diyecek kadar da tatmin olamadım.