·389 syf.····Okunma: 15 Eylül 2024 12:01 Ne uzun bir iç döküştü bu.
"Ah evet seni çok iyi anlıyorum çünkü benim de böyle hissettiğim zamanlar oldu. Aslında yalnız değilsin" dediğim o kadar çok bölüm oldu ki.
Kitap; baktığınızda karman çorman, başı sonu belli olmayan, karışık hislerin edebiyat ve felsefe sanatlarını kullanarak okuyucuya geçmesini sağlamış.
Ama bunu o kadar iyi yapmış ki edebiyatın felsefeyle yoğrulduğu en lezzetli kitap diyebilirim. Muazzam bir eser. Her cümlesini alıntı olarak paylaşmak istedim.
Belki de 20 defa dışarı baktığı evinin, ofisinin penceresinden gördüklerini her defasında o kadar farklı yorumlamış ki o anı her seferinde onun hissettiği duygularla hissedip iliklerime kadar yaşadım. Bir edebiyatçının yegane amacı bu olmalı ve yazar bunu çok iyi başarmış.
Gerçekliğin ızdırabını yaşamaktansa hayallerin kusursuzluğuyla, özgürce, dilediğin gibi sür hayatını.
Hayat hiçlikten ibaret. Şuan birbirine değdiğini sandığımız atomların hiçbiri aslında birbirine değmiyor. Aralarında hep bir boşluk var.
Hayaller sahiden de hayal midir o halde? Gerçek dediğimiz şey de hayal olabilir mi? Ya da her şey aslında hiçbir şey midir?
''bulutlar... istemeden varım, istemeden öleceğim. olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum, birer hiç olan şeylerin ortasındaki soyut ve tensel noktayım -ki o şeylerin bir adım ötesinde değilim ben de. bulutlar... hissettiğimde nasıl bir sıkıntı, düşündüğümde nasıl bir rahatsızlık, istediğimde nasıl bir yararsızlık!''
Birçok defa yaşadım bu hiçlik hissini. O sebeple kitapla aramda oluşan bağı tahmin edemezsiniz. Bir insan hiçlik üzerine kitap yazamaz derdim. Ta ki bu kitabı okuyana kadar. Her cümlenin hakikati tüylerimi diken diken etti. Derin betimlemelerin düğümünü çözdüğümde, cümleyi tam olarak anladığımda hissettiğim huzuru anlatamam. Bu müthiş aklı anlayabildiğim ve zaman zaman onunla aynı hislerin bekçisi olduğum için yalnızlığımı ve huzursuzluğumu rafa kaldırıp kitabı sakince okumaya devam ettim.
"duyguyu başkalarına aktarmayı başaramıyorsak, o zaman tarif etmeye kalkışmaksızın, sadece hissetmekle yetinmek daha kolay ve anlamlıdır." Demişti bir kısımda..
Sen bunu çok iyi başardın Bernardo Soares. Teşekkür ederim