Bekledi, bekledi... O da bahçedeki Anadolu köylüleri gibi çömelmeyi denedi ama birkaç dakika
içinde bacaklarına sancılar girdi. Nasıl o durumda saatlerce, hatta günlerce oturabildiklerini bir türlü
anlayamıyordu. Galiba, Türk köylüsünü dünyanın diğer halklarından ayıran en önemli özellik buydu
Müziğin bazı insanları,diğerlerinden daha fazla heyecanlandırdığı,daha fazla etkilediği üzerinde durdular. Kreutzer Sonat yazarı Tolstoy’un, çalışırken ve bazı hassas dönemlerinde müzik dinleyemediğini konuştular. Büyük yazar müzikten çok etkilendiği için, duygularının fırtınaya tutulmuş
yaprak gibi olduğunu, varlığının en temelden sarsıldığını söylüyor, bu yüzden müzik dinleyemiyordu.
Vıcık vıcık yüzeysellik yayan şu “kişisel gelişim” kitaplarının bağırıp durduğu “İstersen yaparsın!” sözü tam bir kandırmacaydı. İnsan ancak yapabileceğini isterdi. “İstemek” kavramı, “dilemek”ten ve “hayallere dalmak”tan farklı bir şeydi. Bedelini göze almakla, gereğini yapmakla ilgili bir şeydi.