Sir Henry Wilson, İstanbul’da Enver ve Cemal’le tanıştı. Ne bunlar, ne de gördüğü öteki subaylar, İngiliz generalinin üzerinde yetenekli birer asker izlenimi bırakabilmişlerdi.
Yalnız, bir subay onlardan ayrılıyordu. General, “Mustafa Kemal diye bir adam var,” dedi. “Genç bir kurmay yarbay. Ona dikkat edin. Çok yükselecektir.”
O sırada ortada henüz böyle bir belirti yoktu.