10/10
·174 syf.··
Beğendi
·
2024 65. kitabı
Çevirmen, yayıncı, öğretmen olan şairin asıl adı Miraç Çolaktır. 9 Eylül 1953’de Trabzon’da açar gözlerini dünyaya. Gençlik yıllarında Trabzon’un yerel gazetelerinde ve Türkiye’deki edebiyat dergilerinde şiirleri yayınlanır. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden 1981 yılında mezun olmuştur. 1978'de Ankara’da aylık Yeni Türkü Sanat Gazetesini yayınlamıştır. 1979'da Yeni Türkü Yayınları’nı, 1981'de genç şairlerin ilk şiir kitaplarını basmak üzere Yeni Türkü Şiir Yayınları’nı kurmuş ve yönetmiştir. 1983'te Almanya’ya gitmiş ve emekli olana dek Gelsenkirchen’de Türkçe öğretmenliği yapmıştır. 1996'da Almanya’daki ilk Trabzonlular Kültür Derneği’ni arkadaşlarıyla beraber kurmuş ve üç yıl boyunca başkanlığını sürdürmüştür. Kemençenin Türküsü adlı senaryosuyla 1978’de Kültür Bakanlığı Yarı Belgesel Kısa Film Senaryo Ödülü, ilk şiir kitabı Trabzonlu Delikanlı ile 1980 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü ve “Dilsiz Sevdalılar” adlı şiiriyle 1983 Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü’nü kazanmıştır. 1999’da Trabzon Gazeteciler Cemiyeti tarafından Yaşar Miraç’a Yılın Sanatçısı ödülü verilmiştir. Şair; bir söyleşisinde şiire merakının ilkokul çağlarında başladığını, gençliğinde Nazım Hikmet, Cahit Külebi, Yesenin, Eluard, Neruda, Lorca’dan etkilendiğini, toplumcu şairlerden ilham aldığını, şiirlerinde ritmin ve lirizmin önemli bir yere sahip olduğunu, şiirlerinin yazıldıkları döneme dair izler taşıdığını belirtir. Şiirlerinde sistem tarafından sömürülen halka değinen şairlerden biridir Yaşar Miraç. Bu adaletin çiğnendiği, emekçilerin emeklerinin karşılığını alamadığı “çarka” karşı durur dizelerinde. Şairin ilk şiir kitabı Trabzonlu Delikanlı’da (1979) bu karşı çıkışı bazı şiirlerde görürüz. Emekçi halkın nasıl sömürüldüğüne odaklanır bu şiirler daha çok ancak bir umut meşalesi de taşır yanında, tüm o haksızlıklara karşı. Yaşar Miraç’ın ilk eseri Trabzonlu Delikanlı’da kırk şiir, onun deyimiyle kırk “türkü” bulunmaktadır. Bu kitap için kendisi, “Trabzonlu Delikanlı’daki şiirleri bir destan gibi yazdım. Sonra onları böldüm, her birini ayrı ayrı şiirler hâline getirdim. Yerel unsurlardan beslendim, onlardan sözcükler kattım, tabii tadında bırakarak.” der (bk. Şişman 2023). Mehmet H. Doğan bu şiirleri, “Türkülerdeki duygulanım biçimine, algılama özgürlüğüne; kısacası Karadeniz insanının kendine özgü şiir diline yetkiyle sahip çıkış var, ona sımsıkı bir bağlılık var.” (bk. Şişman 2023) tespitiyle değerlendirmiştir. Trabzon’u ve Karadeniz’i konu alan diğer şairlerden Yaşar Miraç’ı ayıran temel özellik, onın coğrafyayı İstanbul Türkçesiyle değil, şiirlerini yöre halkının diliyle yazmış olması ve içten bir lirizmle anlatmış olmasıdır. Şairin Trabzonlu Delikanlı ile Gül Ekmek ve Taliplerin Ağıdı eserleri 12 Eylül 1980 sonrası yedi yıl yasaklanmıştır. Yıllarca öğretmenlik yaptığı madenci kenti Gelsenkirchen’deki madencilerin yaşamına dair gözlemlerinin izlerini taşıyan Kömürkirchen (2015) adlı kitabının gelirini Soma Faciası’nda yaşamını yitiren işçilerin ailelerine bağışlamıştır. 1001 Şiir’de (2002) ilk şiirlerinden dergilerde kalmış şiirlerine dek pek çok şiirini bir araya getirerek yayınlamıştır. Şiirleri Rusça, Yunanca, Almanca ve daha birçok dile çevrilmiştir. Başta Yeni Türkü grubu olmak üzere yüze yakın şiiri (“Gurbete Kaçacağım”, “Hamsiye” gibi), müzisyenlerce bestelenmiştir. Daha önce de belirtildiği gibi Trabzonlu Delikanlı eseri 40 şiirden/türküden oluşmaktadır ve bu eserlerin temaları sevda, yöresel ögeler, üst sınıf eleştirisi, direniş, umut gibi muhtelif bir skalada ilerler; bu yazıda ise şairin bazı şiirlerinde sistem eleştirisini nasıl dile getirdiğinden bahsedilecektir. Şair, “akar yakamoz” adlı şiirinde, emek verenlerin emeklerinin karşılığında onlara bir şey kalmadığını vurgular; mısır tarlasında çalışmanın, çay toplamanın, fındık dallarında uğraşmanın karşılığı alınmaz: Söyleşin emek canları Oy yoksul canlar söyleşin Harmanda tütün damında Dere ırmak akan terin Ne kalır karşılığında Tarlasında süt misirin Ne kalır çay sepetinde Dalında bakır fındığın Ne kalır çorba tasında Yoksul canlar sofrasında Kırk gözeden akan terin Emeğin karşılığında Uğraşıp dur yorul didin Kıvran yokluktan acıdan Bu ters çarkı kırmak için Söyleşin canlar söyleşin (Miraç, 1979: 12). Ancak şairin de belirttiği gibi bu “çarkı” kırmak için yoksulların söyleşmesi, birlik olması gerekmektedir. Şair, “karşılama” adlı şiirinde, yoksulların onca emekleri karşılığında aldıkları şeyin zulüm olduğunu söyler ve bu “haksız alışverişin” bir gün biteceğine dair umudunu bildirir: Verdiğimiz emek güldür Aldığımızsa zulümdür Acı başlar işte buradan Bu haksız alışverişten (…) Bu acıları yaratan Emeği kurutan çarktır Bu kara çark kırılmadan Acılar bitmeyecektir Ey sular ey gelin sular Kıracağız biz bu çarkı Yakındır uzak değildir Yakındır uzak Ey sular ey gelin sular Sanmayın bu kor acılar Bir gün bitecek değildir Bir gün bitecek -Çalsana kemençe Gelmedi mi zaman Çalsana çalsana Gelmedi mi zaman? -Çalamam çalamam Hele gelsin zaman Çalarım çalarım Çalarım o zaman! (Miraç, 1979: 29–31). O gün geldiğinde, “kor acılar” bittiğinde çalacaktır kemençeler, böylece ezilenler o acısız günlere geri dönecektir. Ancak şairin bazı şiirlerinde bu sisteme karşı diretmenin bir sonuca varmayacağının söylendiği, umutsuz bir havanın hüküm sürdüğü dizeler de vardır: “der ki bu işten ne çıkar / bu ayışık çocukları / gene yokluk acı sarar” (Miraç 69), “çabalarlar uğraşırlar / gene yokluk gene acı / gülmez yüzleri yüzleri” (Miraç, 1979: 84). “Çömlekçili çıraklara türkü” adlı şiirde, yoksulların ezildiği bu sistemden “kara düzen tezgahı” ve “sömürü testeresi” diye bahsedildiğini ve bu düzenin emektarları nasıl hapsettiğini görürüz: Oy benim öksüz yüreğim Kara düzen tezgahının Kısılmış mengenesine Her gün yeniden yeniden Ağda balık kafeste kuş Çırpınır da yürekleri Çarpar acının teline Çömlek denilen yerde Hey benim öksüz yüreğim Anadan doğdu doğalı Zor yaşayanlar gidiyor Oy benim öksüz yüreğim Sömürü testeresinde Kerte kerte can gidiyor (Miraç, 1979: 40). Şair, “emine hala’ya türkü” adlı şiirinde, seslenip sorar Emine Hala’ya sömürüsüz bir yaşam var mıdır diye, belki de tüm insanlığa seslenmektedir bu dizelerle: İnsan insanı neden Neden sömürür Aklını yorar yorar da Öylece yürür Emine hala emine Emine hala Yaşanmaz mı sömürüsüz Kardeş kardeş ha (Miraç, 1979: 86). Şair, “ismail aga’ya türkü” adlı şiirinde, “ismail agam” diye seslenerek onun gibi emekçilerin uzun zamandan beri nasıl gözlerinin bağlanıp haklarının yendiğinden bahseder ve çok çalışmanın ve emeğin karşılığının illa verildiğine dair görüşün doğru olmadığını söylemek ister: Ona kader demişlerdir Alınyazı demişlerdir Alçakgönül ol da ağa Sen çalış hakkın verilir Bu dünyada kimin hakkı Kimde kalır demişlerdir Yanlış agam yanlış Bu yoksulluk bu acılar Ak alnına yazılmamış Oy yanlıştır agam yanlış Çalışana vermezler de Kendi alır kendi alır Koluna gücün verir de Ak alnını terletir de (…) Ama gelir elin oğlu Kapar da elinden alır Çalar da elinden alır Yarı açlık bir payı geri Atıverirler önüne İsmail agam İsmail agam (Miraç, 1979: 94) Şair, “bir fırat türküsü” adlı şiirinde, her doğan canla sömürüsüne devam eden bu sisteme bir gün ket vurulacağından, yoksulların “acı susuşunun” sona ereceğinden bahseder: Bala canlar yavru canlar Doğar büyür sürünmeye Ağa tarlasında sarı Öküz gibi sürülmeye Bala canlar yavrucaklar Oy gözleri kan çanaklar Bugün acı susuşunuz Yarın gelip doruklaşır Biter haksızlıklar biter Halk düğününde namlular Işıklanır halay çeker (Miraç, 1979; 116). Görüldüğü üzere şair, şiirlerinde yoksul insanların ezilmesinden, sömürülmesinden bahseder ve bunu bazen bu sistemi yok etme umuduyla, bazen de ne olursa olsun bu “çarkın” dönmeye devam edeceğine dair karamsar hissiyatla yapar ve bunu yaparken de sık sık yöresel ve kültürel imgelere başvurur. Şişman’ın da çalışmasında belirttiği üzere (2023: 19) Miraç’ın şiirlerinde halk dilini kullandığı, halk diline ait deyişlere yer verdiği görülür ki bunu toplumcu gerçekçi bir eserin özelliklerinden biri olarak saymak mümkündür. Bu nedenle Miraç’ın adı geçen şiirlerde sömürücü düzeni eleştirerek toplumcu gerçekçi bir yaklaşımla emekçileri “mengenesine sıkıştırmış” düzene karşı birliği, beraberliği ve bilinci ön plana koyduğu görülebilir ki bu bilinç emeğin karşılığını vermeyip diğerlerinin çabalarıyla zenginliğine zenginlik katanlara karşı gelmek için elzemdir. Kaynakça Miraç, Y. (1979). Trabzonlu Delikanlı. Cem. Şişman, G. (2023). Çam Sakızı Ozan Armağanı Kırk Türkü: Yaşar Miraç’ın Trabzonlu Delikanlı Adlı Şiir Kitabı Üzerine İnceleme. Rumelide Dil Ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi (32), 604–623. doi.org/10.29000/rumeli...
Edebiyat
Trabzonlu DelikanlıYaşar Miraç · Ayrıntı Yayınları · 201525 okunma
·
328 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.