Şapka mı çıkarırsınız düğmenizi mi iliklersiniz?
10/10
·384 syf.··
2024 46. kitabı
"Kızların çeyizi annelerinin kaderidir." diye bir tabir vardır Anadolu'da. Zannediyorum ki bu tabiri Bihter için kullanmak yanlış olmaz. Tek suçu doğarak annesinin gençliğini ve güzelliğini elinden almak olan bu küçük kız, genç ve güzel bir kadın olana kadar ömrünü annesi ile mücadele içinde geçirir. Evliliğini de yine annesine inat, onun yeni projesi olan babası yaşındaki adamla yapar. Adnan tarafından sevilmek, beğenilmek, istenmek Bihterin hoşuna gider, gençliğinden ve güzelliğinden faydalanmak isteyen bu yaşlı adamın teklifini kabul eder. Oldukça zengin ve tanınır bir iş insanı olan bu adamla evlenerek annesinin oyununu bozar ve İstanbul'un en gösterişli yalısını da Hanım sıfatıyla eline alır. Böylelikle şımarık yetiştirilmiş iki çocuğa üvey anne ve kendisiyle akran olan züppe, savurgan, hileci, yalancı, çapkın... şuan sayamayacağımız daha pek çok sıfatla ün salmış genç ve yakışıklı Behlül'e de yenge olmuş olur. Adnan bu hareketiyle hiç şüphesiz mini mini çocuklarının fikrini ve duygularını hiçe saymış, oldukça bencil davranıp kendi isteklerinin çocuklarının hayatında kalıcı değişiklikler yapmasına müsaade etmiştir. Halihazırda genç bir kız olan Nihal'in karşısına, kendisinden yalnızca birkaç yaş büyük bir kadını "anne" diye çıkarması, onun ne kadar düşüncesiz ve duygularının esiri olan bir adam olduğunun kanıtıdır. Hoş, Bihter'le evliliğinde bu duyguların ne kadar rolu vardır bilinmez. Oldukça güzel ve alımlı olan bu kadınla herkes birlikte olmak ister. Adnan'da bu istekten ileri gelen başka hiçbir şey yoktur. Bir evin bir kızı, böyle önemli bir kararda fikrinin alınmasını geç doğru düzgün haber bile verilmeyen mini mini Nihal ta en başında babasını paylaşmak istemez. Konu Bihter değil. Konu babasının herhangi bir kadınla evlenmesi. Herhangi bir kadının eve gelip annelik taslayarak onu sevdiği her şeyden alıkoyması, kurallar getirmesi. Kendini sevdirme çabalarının bir ürünü olan büyük düşmanlığın su yüzüne çıkardığı çirkinlikler. Nihal'in henüz oturmamış karakteri ve duyguları, ne hissedeceğini nasıl tepki vereceğini bilememesi, öte yandan babasının böyle çok mutlu olduğunu düşünüp onu bu bahtiyarlıktan alıkoymak istememesi bütün bu kıskançlık krizlerinin önüne geçerek onu bütün bu değişimleri sineye çekmeye yöneltir. Babası ona saygı duymasa da o babasına saygı duymayı seçer ve yeni evli çiftin mutluluğunu bozmamak adına büyük bir fedakarlığın altına girerek olan biten bütün haksızlıklara göz yumar. Behlül'e, ağzımıza gelen/gelmeyen bütün sıfatlarla çizdiğimiz portre onun ne kadar dengesiz olduğunu anlatmaya yetmiştir. Amcası ona cici bir yenge getirirken bu sıfatlarını görmezden gelmiş, ateşin yanına barutu kendi elleriyle koymuştur. Şimdi kabahat ateş ile barutta mı yoksa onları alıp yan yana koyan elde mi? Adnan'ın gözü kör kulağı sağır olmalı ki onu kontrol etmek bu kadar kolay olsun. Bihter gibi gözü açık bir kadın ve Behlül gibi cesaretli bir delikanlının elinde Adnanın uyutulması gereken bir bebekten farkı yoktur. Kocasını seven, lakin bir baba gibi seven kadın, içinde yatıp da bir türlü uyanmayan duygularını Behlül'e açmış, sevilmenin karşılığını tüm kalbiyle severek vermek istemiştir. Behlül bu sevgiyi hak edecek son erkek olsa da ona sürekli maruz kaldığından en doğru kişi olarak görmüş, yaptığı şey ona pek tatlı gelmiştir. Firdevs Hanım kızının yediği yasak meyvenin tadından alacağı hazzı düşündükçe para pul sevgisi gözünde değer kaybetmiş, kızının kendisinden çok sevilme ihtimali onu korkutmuş ve derhal önlem alınması gereken önemli bir sorun halini teşkil etmiştir. Kızını sevgilisinden ayırmak için yine sevgilisini kullanmış Behlül'ün kendi rızası ile ayrılmasını sağlamıştır. Bunun için mini mini Nihal'i ortaya atıp henüz yeşeren genç kızlık duygularına hiç acımamıştır. Her şey planladığı gibi giderken kızın biri gerçekten ölmüş, diğeri ölümden beter olmuştur. Anneler kızlarını kendi istedikleri gibi olduklarında sever. Bu yüzden Firdevs Hanım kızlarını hiç sevmedi. Onun istediği kızlarının kendisi gibi ufak sevgi kırıntıları ile beslenmesiydi. Fazlasına tahammülü yoktu bu yüzden kızlarını hep aşağıladı, bayağı olmakla suçladı. Babalar da kızlarını sevdikleri müddetçe yaşatırlar. Nihal bu sevgiyi paylaşması gerektiğini öğrendiği gün ölmeye başlamıştı. Onu sevgisiyle yaşatan babası bu sefer ilgisizliğiyle tüketmeye başlamış, en nihayetinde kül etmişti kızını. Halit Ziya, bu dramı bütün açıklığıyla pürüzsüz bir şekilde kağıda dökmüş, hiç hatasız bir dille okuyucuya sunmuştur. Karakter analizi ve psikolojik tahlilleri ile "Eylül" ü bana göre sollamıştır.
Edebiyat
Aşk-ı MemnuHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202322,9bin okunma
··
584 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.