Son anlarında sevdiği insanların varlıklarını yanında hissedemeyen, sancılı bir şekilde ölüme giden bir adamın hikayesi #k:380.
İvan İlyiç başarılı, para kazanma hırsıyla dolu, gözü hep üst mevkilerde olan bir yargıçtır. Eşiyle ve çocuklarıyla geçirdiği zamanların onu tatmin etmediğini anlayarak daha çok para kazanmak için daha çok çalışmaya başlar. İçinde bulunduğu mutsuzluğu maddiyat ile kapatmaya çalışır. Ancak hasta düştüğü ilk anda çevresinde onu seven gerçek bir tane bile arkadaşı yoktur. Ailesi bile o hasta yatağında yatarken tiyatroya gitmek için süslenmekle meşguldürler.
Bu sırada İvan İlyiç tüm hayatını yanlışıyla doğrusuyla sorgulamaya başlar. Onun kendisi ile hesaplaşmasını okurken sizlerde kendinize 'acaba gerçekten düzgün bir şekilde yaşıyor muyum?' diye soracaksınız.
Lev Tolstoy muazzam anlatımıyla bizlere hayatlarımızı sorgulatıyor. Hayattaki önceliklerimizi bir daha gözden geçirmeyi, gerçek sevgiye ulaşmamızı öğütlüyor. Hayat kısa ve hakkını verelim yaşamanın..
“Yaşam ayaklarımın altından kayıp giderken, herkes beni yukarı çıkıyorum sanıyormuş.”