·376 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Kasım 2017 00:00 ''Lafa nerden başlayacağını bilememek'' deyiminin somut haliyim şuanda. Uzun zamandır okuduğum en iyi aşk hikayesiydi... Sadece aşk mı,bu romanda ne isterseniz vardı. Kitabı yeni bitirmenin verdiği taze duygular eşliğinde yapacağım incelememi.. öncelikle kitap ilk sayfalardan itibaren sizi ağına alıp sarıp sarmalıyor. Çalışıyor olmama rağmen ,yoğunluktan bitap düşmeme rağmen elimden bir türlü bırakamadığım bir kitap oldu vehemen bitiveriyor olmasına rağmen bitmesin istedim.
Bu kitap öyle bişey ki; Fern'in yerine koyuyor acılar yaşıyorsunuz, seviniyorsunuz onun kadar masum hissediyor, onun kadar kırılıyorsunuz.
Bailey'in hayata bakışını istiyorsunuz onunla hüzünleniyorsunuz. Ve tabiki Ambrose...
Bilmiyorum neden ama bu kitapta en çok Ambrose karakterini sevdim. Hep onun içinin güzelliğine inandım.
-spoiler yerleri-!!
ve hep biliyordum Fern'e karşı bişey hissettiğini, ona aşık olacağını, içindeki çiceği göreceğini..
en çok gözlerimin dolduğu yerler Bailey ölmesiyle yıkılmamdı. Evet ölümünü bekliyordum ama böyle olmamalıydı dedim hep.. ah Rita ah Rita.. Bailey ile mutlu olabilirdiniz diye geçirdim hep içimden
inananın daha söyleyecek bir çok duygum olmasına rağmen bu duygularım kelime
vuku bulup dışarı çıkamaz haldeler...o kadar sıcacık bir romandı ki gerçek hayatımızda da bu tür sıcaklıklar bu kadar güzel sevmeler sevilmeler bu kadar masum güzelliklerinin olabilmesi ihtimalinin var olmasını istedim .
ve ben bir kere daha anladım ki kitaplarım söz konusu olduğunda dünyadan kopuyor o dünya da kayboluyorum.tekrar gerçek dünyaya döndüğümde kaybolduğum dünyayı istediğimi farkediyorum. bana bu kadar güzel duygular yaşatan kitabın sizler için de daha güzel yerlere sahip olması dileğiyle..
musmutlu okumalar diliyorum.