·321 syf.····Okunma: 18 Eylül 2024 15:27 Eseri bir tarih kitabı değilde edebiyat alanı içerisinde bir roman olarak değerlendirirseniz; kaçınılmaz bir şekilde taktir etmek zorunda kalırsınız. Zira böyle yapıtlar Türk edebiyatında çok nadir karşımıza çıkarlar.
Eser, üslubuyla, diyaloglarıyla, diyaloglarında ve genel anlamda kurgusuyla fevkalade etkileyiciliğe ve sürükleyiciliğe sahip. Bu yönüyle kurgusu ön planda fakat üslubu berbat, üslubu fevkalade fakat kurgusu beş para etmez eserlerin çok üzerinde. Yazarın bu işte hakikaten kırk fırın ekmek yemiş olduğunu tahmin ediyorum.
Sanıyorum eserin malzeme olarak tarihi seçmesi ve güncel siyasi olayları da kurgusunda kullanması okuyucunun kendisine bir tarih kitabı değeri vermesiyle ya tenkit edilmesine yada yersiz bir şekilde övülmesine neden olmuş. Belki yazarın amacı da gerçekten budur, bilemiyorum. Hatta eserdeki bağlantılar bu manada isabetli yahut uydurma olsalar bile ben eseri ısrarla edebiyata mâl ederek değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Zira hayalin -ki bu manada yaratıcılıktır hayal- hiçbir sınır ile sınırlandırılmadığı ve müellifin olabildiğine özgür olduğu yegane alan edebiyattır. Yazar, muazzam bir kaleme sahip. Bu yüzden eser en çok edebiyata yakışır.
Dolayısıyla en çok edebiyata yakıştırdığım bu eseri edebiyat özelinde 10 üzerinden 10 ile puanlayarak değerlendiriyorum ve bütün kitap severlere de tavsiye ediyorum.