·368 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Temmuz 2024 17:43 Kaybolan Bağlar, gazeteci yazar Johann Hari’nin kendisinin de uzun yıllar mücadele ettiği depresyon ve kaygının altında yatan nedenleri ve olası çözümlerini bulmak üzere çıktığı yolculuğun hikayesini anlatıyor. Yazar kendi deneyimlerinden yola çıkarak depresyon konusu üzerie detaylı bir araştırma yapar. Öncelikle kendisini geçirdiği süreçler, psikiyatristlerin ona söyledikleri ve buldukları çözümler, kullandığı ilaçlardan yola çıkarak neden hala depresyondan kurtulamadığını ve depresyonun altında yatan nedenlerin üzerine gider. Yaşadığı süreçte ve on yılı aşkın süreli antidepresan kullanımında kendisine sorununun biyolojik olduğu ve çözümün sadece beyinde aranması gerektiği söylenmiş. Uzun süreli antidepresan kullanımına eşlik eden bir iyileşme görmeyen yazar da sorunun ve çözümünün bu kadar basit olmayacağını düşünerek kendisini bu konuya adamıştır. Çağımızın da en büyük sorunlarından biri olan depresyon ve kaygı bozukluğunda temelde yatan sorunlarına inilmeden yaygın bir antidepresana kullanımına yönlendirme olduğunu görüyoruz. Hayatının bir döneminde bunu deneyimleyen birçok kişi olmuştur. Antidepresan kullanımının gerektirdiği durumlar olduğunu kabul eden yazarımızın karşı çıktığı nokta sorunun temeline inilmeden kolaycılığa kaçarak, insanların antidepresan kullanımına yönlendirmesidir. Kitabında konuyla ilgili birçok araştırma, deney ve makale yer vererek savunduğu görüşlerinin altını doldurmuştur. Bunu yaparken de yalın ve anlaşılır bir dil kullanarak bu konuda derin bir bilgiye sahip olmayanların da okurken zorlanmamasını sağlamış. Yazarımız depresyon ve kaygının bu kadar artmasının nedenini bireylerin toplumsal bağ kuramamasıyla ilişkili olduğu savunuyor. Depresyonun çözümünün daha güçlü bağlar kurarak ve toplumsal ilişkilerin güçlendirerek çözüleceğini savunmakta.
Çok sorgulayarak ve ihtiyaç duyduğum bir zamanda okuduğum bu kitabın bana birçok şey kattığını söyleyebilirim.
"Bir zamanlar şaşırtıcı olan şimdi normalleşti. Etrafımızdaki çok sayıda insanın ayakta kalmak için her gün kuvvetli bir kimyasal alma ihtiyacı duyacak kadar sıkıntı içinde olduğunu üstünde fazla durmadan kabullenmiş durumdayız."
"Mutsuzluk ile depresyon bambaşka şeylerdi. Depresyonda olan bir insan için neşelenmesinin söylenmesi ya da sanki kötü bir hafta geçiriyormuş gibi ufak çözümler önerilmesi kadar çileden çıkarıcı bir şey yoktu. İki bacağını birden kırmış birine dansa gidip neşelenmesini söylemek gibi bir şeydi bu."
"Ya depresyon aslında yas tutmanın bir biçimiyse -olması gerektiği gibi olmayan hayatlarımız için tutulan bir yas ise? Kaybetmekle birlikte hala ihtiyaç duyduğumuz bağlar için tuttuğumuz bir tür yas?"