·637 syf.····Okunma: 19 Eylül 2024 19:29 341 günde okuduğum Sherlock Holmes'un kitap incelemesi ile karşınızdayım. Kitap sıkıcı ya da yavaş okunan bir kitap değil. Fakat benim hayatımın öyle bir zamanına denk geldi ki okumak için fırsat bulamadım. Araya bir iki kitap da sıkıştırdım ve işe dahi getirip götürmeye başlayarak nihayetinde Sherlock ile vedalaştım.
Kitap dört Holmes romanını içeriyor. Sırasıyla; Kızıl Dosya, Dörtlerin İmzası, Baskerville'lerin Köpeği ve Korku Vadisi. En sonda da Aforizmalar kısmı mevcut. Daha önce Sherlock Holmes okumamıştım, kardeşimin zoruyla da birkaç bölüm Benedict Cumberbatch'li Sherlock'u izlemiştim.
Kitap oldukça akıcı. Özellikle Baskerville'lerin Köpeği çok güzel bir hikayeydi. Gotik tarzda yazılmış bir hikaye ve sürükleyici bir olay örgüsü vardı. Biraz korku, biraz gizem, biraz da İngiliz klasiklerindeki malikane yaşamı vardı. En beğendiğim hikaye bu oldu. İlk iki hikaye de güzel olsa da son iki hikayeyi daha çok beğendim.
Baskervillerin Köpeği'ni çok beğenince Sherlock dizisinden o hikayenin olduğu bölümü izledim. Ne yazık ki kitabı okuduktan sonra dizisi hiç keyif vermedi. Hikayenin komple değiştirilmiş olduğunu görmek, o gotik tarzı izleyememiş olmak hoş değildi. Dizinin günümüzde geçiyor olması bile kitaptaki keyfi kaçıran bir unsur olmuş. Daha eski uyarlaması olan dizisini hiç izlemedim, onun hakkında yorum yapamıyorum.
Sherlock soğuk bir karakter gibi görünse de itici gelmiyor. Olaylara yaklaşımı çok ilginç olsa da bazı yerlerde bu veriden o kadar da çıkarım yapamazsın dediğim ve abartıya kaçtığını düşündüğüm yerler elbet vardı. Dr. Watson'da da bazen kendimi gördüm. Bulduğu bazı delillerde ya da çözdüğünü düşündüğü olaylarda övgü beklemesi ve onaylanma ihtiyacı bana kendimi anımsattı.
Sondaki Aforizmalar kısmında anlamsız bulduğum bazı alıntılar mevcuttu. Hatta tekrarlayan alıntılar da mevcuttu. Ama genel olarak hızlı okunan bir kısım olduğundan göze batmıyor.
Ben kitabı beğendim. Okuma süreme bakmadan konuşursam keyifli bir okuma süreciydi.