Neden bilmiyorum belki de fazla puan alıp birçok yerde övüldüğündendir, bu kitaba çok büyük umutlarla başlamıştım. İnternette okuduğum bir kitap incelemesinde Bronte Kardeşlerin arasındaki en iyi yazar olduğu tek yapıtı olan Uğultulu Tepeler'in de döneminin en iyisi olduğunu okumuştum. Bunun beni bu kadar heyecanlandırma sebebi okuduğum bir önceki romanın Charlotte Brontë'den Jane Eyre olmasıydı. Jane Eyre'den o kadar etkilendim ve beğendim ki bundan bile güzel bir şey okuyacağım düşüncesiyle başladım. Evet, ilk cümleden de anlaşıldığı üzere kitap beni büyük bir hayal kırıklığına uğrattı. Sıfır beklenti ile başlasam belki böyle hissetmeyecektim emin değilim. Öncelikle konusu içinde aşk ve sevgi barındıran kitaplara daha bir umutla yaklaşıyorum çünkü böyle duyguların içinde olup da kötü olabilecek fazla şey yoktur diye düşünürdüm fakat bu kitap tam olarak bu konuda beni yanılttı. Kitabın sonuna kadar zorlana zorlana belki şimdi bir şey olur da etkilenirim diye okudum ama maalesef bitene kadar beni etkileyen bir şey olmadı. Sevgi yerine nefret duygusunu daha çok hissettim. Ayrıca bazı kısımların gereksiz uzatıldığını düşünüyorum.
(devamı spoiler olabilir )
Kitapta yazık olduğunu düşündüğüm tek karakter Edgar Linton idi. Nedenine gelecek olursak çevresindeki kimseye kötülük yapmadan arada kaynayıp gittiğini düşünmem. Catherine ile evlenmek onun en büyük hatasıydı, belki de sevdiğine en çok değeri veren karakterimiz de o idi. Ölene kadar Catherine'i mutlu ve memnun etmeye çalıştı ama asla bunu başaramadı. Catherine çok bile değer verdiğini düşünüyorum bence ilk sadakatsizliği sezdiğinde Heathcliff ve Catherine'ye yol vermeliydi ama gururu ve sevgisi buna izin vermedi. Bence kitaptaki o büyük aşk(?) her ne kadar Heathcliff ile Catherine arasındaymış gibi gösterilemeye çalışılsa da bu kitapta aşkı tek başına da olsa layıkıyla yaşayan tek karakter Edgar Linton'dur. Bu hikayede yanan o olmuştur ve gerisi de zaten hakettiğini bulmuştur.. Uğultulu Tepeler