Çok naif bir eserin muhtemelen çok uzun olmayacak olan incelemesiyle karşınızdayım.
Sonunda stajlarım başladı ve çok kafamı meşgul etmesini istemediğimden daha kısa ve kolay okunabilir şeyleri tercih ediyorum. Martı da bu kitaplardan birisiydi. Balım Emre Erdoğmuş tavsiye etti.. Hiç mi bir önerin kötü çıkmaz be adam. Seninle birlikte olduğum her saniye için çok mutluyum...
Gerçekten bu kitap hakkında bir tane bile olumsuz yorum duymadım sanırım, tanıdıklarımın büyük bir kısmı kitabı okumuş ve herkes kitap hakkında güzel şeyler söyledi ve uzun zamandır okumayı bekliyordum.
Kitabın tek beni zorlayan kısmı, Rus edebiyatı olmasından ötürü isimlerin bize aşırı derecede yabancı olması. Bi 20 sayfa civarında okuduktan sonra alışıyorsunuz ancak zaten kitap neredeyse 100 sayfa :( Ve isimlerinin haricinde bambaşka takma isimleri var ve bazen gerçekten karıştırıyorsunuz ya da anlamak zaman alıyor.
Onun haricinde senaryo/tiyatro türünde eser okumayı çok severim zaten ve bu kitap da çok beğendiklerim arasına girdi. Çehov'un çok günlük ama edebi bir dili var ve bu benim çok hoşuma gidiyor. Anlamanızı güçleştirmeden size okuma zevki veriyor ve bence bu gerçekten değerli bir şey.
Hikayeyle alakalı ise... Çok çabuk içine çeken bir hikaye ve çok çarpıcı kısımları var. Bir anda o küçük topluluğun içerisinde buluyorsunuz kendinizi sanki ve o insanlar çevrenizde gezinip konuşuyor gibi...
Sonu zaten... spoilerdan nefret ederim.
Genel olarak gerçekten beğendiğim bir kitap oldu. Okumayı düşünenlerin mutlaka okumasını tavsiye ederim...
Herkese iyi okumalar.