Gönderi

Puan vermedi·752 syf.··
2024 12. kitabı
"hiçbir planımız, hedefimiz yokken bizi dönen çarkına atıp döndüren yamuk felek, ömrümüzde çektiğimiz bunca acının, derdin, gönül kanının karşısında ne ödül verecek bize?" nasıl anlatsam bilmiyorum. neresinden başlasam onu da bilmiyorum. karmakarışığım. derin sinirliyim. böyle hayatların gerçekten olduğunu bilerek okumak sarsıcıydı. şöyle. kitap Farsça yazılmış bir eser. dili oldukça ağır. uzun cümleler kurmanın havası yüzünden yazar her ne kadar uzattıysa da çevirmen işi halletmiş sağ olsun. ama yine de dilinin çok akıcı olduğu söylenemez. kitap iranın günlük yaşamını kahramanlar üzerinden anlatıyor. ilk baskısı yazarın kendi sermayesiyle yapılıyor ve sonra da bir yıl geçmeden 2. baskıya ihtiyaç duyuluyor. patlayıp gidiyor yani. eleştirmenler kitap hakkında yorum yapmak için yarışa giriyor. çünkü özetle kitap o zamanın yıllarına ansiklopedi niteliğinde ışık tutuyor. zaten yazar da Fars edebiyatının büyük romancısı olarak anılıyor. konuya gelirsek, aşamıyorum ama kısa geçeyim. seyit miran, eksiksiz bir hayat yaşayan, hoş ve güzel bir kadın, güzel çocuklar, varlıklı bir hayat, iyi bir iş, saygın bir konum vs.. her şeye sahip bir adam. hayatının güzel zamanında güzel bir kadına denk geliyor. işte kitap zaten genel anlamda kuma düzenini ele almış. bu yeni kadın işveli cilveli genç bir kadın (homa). seyit bey hayatından sıkılmış olacak ki karısıyla ilişkisinin nasıl nefrete dönüştüğünü ve ailesi bir kenardayken başka yakın bir kenarda başka bir kadınla aşkını okuyup duruyoruz. kitabı kesintisiz okuyamadım. midem kaldırmadı. ağır geldi ve ara vermek zorunda kaldım. bir adamın bir kadına yaptıklarından çok bir kadının bir kadına yaptıkları daha çok şaşırtıyor hep. ama mesele bu değil. bırak git dedim kaç kere içimden Ahu'ya ama ahu asla gitmedi. nasıl katlanılıyor bilmiyorum. seyiti asla suçlamıyor. yani kitap nasıl biterse bitsin asla memnun olamayacağımı anladım çünkü böyle bir hayatın memnuniyete varacak tarafı yok insanlar bu biçim yaşayıp gitmişler. yaşayıp gidiyorlar.d aynı zamanda tarih siyaset ve savaşlara da değiniyor. devlet meselelerini ele alıyor. tesettürün kaldırılması şapka kanunları üzerinden de sıkı sıkı ilerliyor. kadınların tesettürü bırakmak istememeleri dolayısıyla hayat kadınlarına siyah çarşaf giyerek dolaştırmaları kısımlarını şaşırarak okumuştum ama bu zihinsel oyunlar zaten her alanda yapılıyor. kitap tarihi ve sosyolojik bakımdan belgesel niteliğinde olduğundan olsa gerek, piyasasının 3. ayından sonra encümen-i kitap kurumu 1340/1961 yılı kitapları arasında en iyisi seçiliyor. bir başka yazar da ahu hanım için "iran kadınının 'gamname'si, anlatılan yıllarda kadın yazgısının mahkumiyet belgesidir." diyor. söylenecek çok şey var da uzatmak istemiyorum. bu kitaptaki tüm yüzler ve kişilikler gerçek. o zamanın aynası. bu yüzden el üstünde tutuluyor. analizler birçok kısımda çelişip iki kısma ayrılıyor (bilimsel yolla yapılmadığı için diye geçiyor). birbiriyle çelişen eleştiriler yazarın sonraki eserlerindeki yaratıcılık ruhunu sarsmış ve hiçbir romanı bu seviyelere çıkamamış ne yazık ki, ötesi gelmiyor. neyseler olsun. kitabı sadece görmek istemediğim bir köşeye kaldırmak istiyorum.
Ahu Hanım'ın KocasıAli Muhammed-i Efgânî · Ayrıntı Yayınları · 201748 okunma
·
98 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.