·552 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Eylül 2024 19:11 Bazı eserler insan üstünde inanılmaz hisler uyandırır ve belki de etkisinden uzun bir süre çıkamazsınız. Nispeten küçük bir yaşta tükettiğiniz basit bir hikayedeki bir karaktere gelen küçük/büyük kötü bir olay veya ölüm durumu bunu sağlar mesela. Kendimden örnek verirsem Terabithia Köprüsü filmindeki bir karakterin ölümü veya Pom Poko'daki ölen rakunlar bende uzun süre etki bırakmıştı. Büyüdükçe ve tükettiğim eserleri çeşitlendirip güçlendirdikçe bu etkiden sıyrıldım. Bu hepimizin yaşaması çok muhtemel bir durumdur. Küçüklükte etki bırakmış bazı eserlere karşı fobi duyarız fakat tekrar tükettiğimizde o fobiyi yeniveririz. Bu tarz eserler artık izlendiği saniyede inanılmaz hisler uyandırır fakat etkisi kısa süreli olur. Yıllar sonra ilk kez o uzun süreli hisse tekrar merhaba dedim. Dune Çocukları...
Biraz kişisel bir giriş yaptığımın farkındayım fakat ancak temiz mercekli dürbünümü herkesin gözüne tutarak bu kitap hakkındaki hislerimi net bir şekilde yansıtabilirdim. Kitaba geçme vakti geldi. Öncelikle, bu kitabın sahip olduğu özgünlük ve yazarın kaleminin büyüsünü başka hiçbir yerde kolay kolay bulamazsınız. Değerlendirmelerim sırasında 5-6 kritere bakarım ve bu iki kriterde hızlıca tam puanımı alıverdi. Hikayenin örgüsü harika tasarlanmış ve okuduğun hiçbir olay sonuçsuz kalmıyor, eski kitaplardakileri de sonuca ulaştırıp mükemmel bir finalle bitiriyor. Bunu kesinlikle akıcı bir üslupla yapıyor ve tek bir gereksiz betimlemeye bile sahip değil. Gereksiz betimleme yoktur diye düşünebilirsiniz fakat buradaki betimlemelerin her biri fazlasıyla etkileyici ve kritikti. Frank Herbert harika bir yazar ve Dune serisinde atmaya cürret ettiği her adımla beni tekrar tekrar şoka uğratmayı başarıyor.
Frank Herbert'ün bu cesur, yaratıcı ve her türlü sürprize açık kalemini herkes en az bir kez tatmalı.
--------
SPOILER
--------
Paul'un birinci kitapta Muad'Dib'e dönüşmesini, ikinci kitaptaysa Muad'Dib karakterinden Vaiz'e dönüşmesini görmüştük. Bu sefer de Vaiz'in bir sembole, puta, zemzeme, somut bir derse veya semavi dinlerdeki Şeytan'ın en büyük silahlarından biri olan KORKUya dönüştürülmesine tanıklık ediyoruz. Okuduğumuz ve okuyacağımız her karakterin perspektifine göre biçimi sürekli değişecek ve hiçbir zaman sabit kalamayacak.
Leto karakterinin ikinci kitaptaki harika tanıtılışının üzerine kendisindeki yüksek beklentiyi de aşarak bize kendini yeniden kendisinin tanıtmış ve bizi tatmin edebilmiş olması da harikulade. Belki KORKU'yu kullanan Şeytan'a, belki de dünyayı gerçekten kurtuluşa götüren gerçek Mesih'e dönüştüğünü gördük. Bunu devam kitaplarında yaşanacaklarla yorumlayabilirim fakat şuna eminim ki Leto okuduğum karakterler arasında belki de en iyi işlenmiş ve sunulmuş karakter olma yolunda ilerliyor.