Zehra öğretmen...
Mesleğini çok seven ama çocukluk döneminde yaşadıklarından dolayı acıma duygusu olmayan bir öğretmen Zehra Öğretmen. Onunla ilgili o kadar güzel tarafları olmasına karşın belki de tek eksiği acıma duygusu olsa gerek. Öyle ki bazı öğrencilere karşı tutunduğu tavır oldukça sert. Tüm bunların suçlusu olarak da bir ailenin yıkımına neden olduğunu düşündüğü babası.
Kitabın başlarında tüm bunları düşünürken ve babasına çok kızarken birden fikirleriniz değişiyor bir okuyucu olarak. Tıpkı Zehra Öğretmen gibi. Çünkü babasının ölmek üzere olduğu haberini önce bir babası olduğunu inkâr ederek karşılasa da yola düşmesiyle her şey değişiyor. Kendisi gidene kadar babası vefat ediyor ve ondan kalan sandıktan çıkan babasına ait günlüğü okumasıyla her şey bambaşka bir şekilde fikren değişiyor. Aslında bildiği her şeyin tam tersi olduğunu görüyor.
Kitap hem bir dönem portresi sunuyor. O zamanların sosyal yaşamı, insan ilişkilerine dair de fikir edinebilirsiniz. Diğer yandan aile ilişkileri, insanların hırsları, çürüme gibi konularda altını çizdiği her şeyi çok sevdim.
İnsan bazen ailesini bile tanıyamıyor gerçekten de. Aslında o küçücük yuvada yaşananlar öyle önemli ki. İnsanın gelecek hayatındaki kararları dolayısıyla ilerleyeceği yoldaki tüm manzarayı etkileyebilecek bir güçte.
Zehra'nın acımayı öğrenmesi belki zor hatta unutamayacağı bir yarayla olmuştu ama yaşamda tüm duyguları görebilmek dileğiyle...