Kitabın adı biraz değişik kabul. Ben "ceviz sandıkları"nı nostaljiyle, "para kasaları"nı moderniteyle bağdaştırdım zihnimde, kitabın kapağını ilk gördüğümde. Öylesine birkaç sayfasını okuyayım derken, satır aralarında kendime pek yakın bulduğum cümlelere rast geldim. Sanki biriyle tanışmışım da ilk görüşmede ne çok ortak yönümüzün olduğunu keşfetmişim gibi. Sonradan baktım ki yazarın bu kitaptan çok daha ma'ruf hikaye, şiir ve deneme kitapları mevcutmuş meğer.
Ben ise Ali Ayçil'i; Ceviz Sandıklar ve Para Kasaları isimli kitabıyla tanıdım. Kitapta birbirinden farklı konularda yazılmış denemeler yer alıyor. Her bölümde hem duygusal hem toplumsal pencereden görüşlerini aktarıyor yazar. Ve kitabın sonunda: Duâ ve Efendim isimli iki mensur şiir bulunuyor... Kitabı zaten beğendim o ayrı da, sırf bu iki şiir bile yazarın diğer kitaplarını okumam için bana yetti.
Zira yazarların, deneme ve şiir gibi kendinden izler bulabileceğimiz eserlerinde, yalın bir şekilde hâlini arz etmelerini etkileyici buluyorum. Okuyana samimiyetsizliğini iliklerine kadar hissettiren ve muhafazakarlıkta ifrata varan abartılı görüşlerle donatılmış dizelerin önümüze "şiir" diye sunulmasındansa; hepimizin derdini açıklayacak şekilde "Efendimiz, içimiz karmakarışık" denilmesi daha samimi geliyor bana.
Velhasıl, yukarıdaki teşbihten devam edecek olursam, "ilk görüşmem" olumlu geçtiği için ikinci görüşmeye şans tanımak istiyorum :) Yazarın diğer kitaplarını okuduğumda inceleme ve alıntıları buraya bırakacağım. Şimdilik şu satırlarla bitireyim;
“Biz hesap adamıyız; çeklerini imzalamadan ölen birinin ruhunu mahkeme edecek kadar.
Ve elbette adaleti, hissemize dünyadan biraz daha yer kazandırsın diye istiyoruz.
Yani biz istiyoruz ki, gövdemiz külçelerle ağırlaşsın; bu şan bu şerefle çıkalım çarşılara.”
SNÖ. 2492024-055
Ali AyçilCeviz Sandıklar ve Para Kasaları