Kaybolduk
Puan vermedi·352 syf.··
2024 21. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2024 15:42
Kitaba başlamadan önce Oulipo akımından bahsetmek istiyorum. Zira kitabın kurgusu ve tekniği açısından çok önemli. Türkçeye "Potansiyel Edebiyat Çalışmaları" olarak çevrilen Oulipoculuk, deneysel bir yazım akımıdır. Yani kitaba ilk başlarken bu kitabın tamamen deneysel bir kitap olduğu unutulmamalıdır. Kitabımız herkesin bildiği üzere hiç "e" harfi olmadan yazılmıştır. Bu teknik eski Yunan şairlerinin de kullandığı "lipogram" yani alfabedeki belirli bir harfin metinde kullanılmamasıyla yapılan bir kelime oyunudur. Genellikle bir sesli harfin kullanılmaması ile yapılır. Peki neden e? Birkaç araştırma yaptım ve yüzde yüz kesin böyledir diyemesem de şu iki ana nedeni söyleyebiliriz sanırım. Birinci nedeni Fransızca'da en çok kullanılan ünlü harf olması, ikincisi ise e harfinin Fransızca okunuşu "ö"dür. Şahıs zamiri olan ve "onlar" anlamına gelen "eux" de "ö" şeklinde okunur. Yani kitap "onlar" yani ailesi ve "e" olmadan yazılması yani "sans eux/e" (onlar olmadan)dır. E harfinin İkinci Dünya Savaşı'nda anne ve babasının kayboluşunu sembolize ettiğini düşünürsek çok güzel bir ayrıntı okuyor. Kitabın diğer dillere çevrilmesi yine meşhur ünlüyü kullanmadan yapılıyor ki Cemal Yardımcı çok güzel bir iş çıkarmış. Ben kitaba konusunun ne olduğunu bilmeden başlamadım. Aslında kitabı okumaya devam ettikçe de konunun pek de önemli olmadığı kanısına vardım. Biraz daha önceden okusaydım konusundan inanılmaz etkilenirdim sanırım ama Oedipus okuduktan çok da aman aman bir tat vermiyor. Zaten bence kitabı sevmeyenlerin yanıldıkları bir noktada bu. Konuya o kadar odaklanıp çözümü o kadar çok merak ediyorlar ki gittikleri yolu fark edemiyorlar. Tanıdık geldi mi? Bence de tıpkı hayatlarımız gibi. Evet kitap biraz ani başlayıp neyin ne olduğunu tam kavrayamadan bir diğer olaya geçiyor. Okuduğumuz ana hikayenin içinde küçücük hikayecikler de var ve bu yüzden ne alaka şu an, derken buldum kendimi. Ayrıca çok fazla kitap, yazar, kişi referansı verilmiş. Fakat bu referanslara çok takılmazsanız, konuyu kendi haline bırakırsanız çok güzel akıyor. Kitap benim için ilk olarak Anton'a neden böyle oluyor, ne tür buhranları var, diye sorgulayıp bir tür terapist modunda geçerken Anton'un kaybolmasıyla birlikte ona ne oldu, acaba nerde, diye sorarak bir dedektif olarak geçti. Keyifli bir deneyimdi benim için. Bu deneysel kitapta hem kendimi sorguladım hem de yazarın bu deneysel tekniğini inceledim. Herkes için değil ama edebiyat meraklıları için kesin okunması gereken bir kitap bence. Kitapla, sevgiyle kalın. **Kitap ile ilgili küçük bir ayrıntı vermek istiyorum. Kitabı okuyanlar fark edecek ki birkaç sayı sürekli tekrarlanıp duruyor. Tabii ki bunlar anlamsızca yapılmış değil. İlki, kitapta da kaybolan 6 numaralı dosyayı hatırlarsınız belki; dizin sayfasından kitabın bölümlerini saymanızı öneririm :) Ayrıca sürekli tekrar eden 29 numara, yine kitabın en son bölümünün hangi sayı olduğuna bakın derim :)
KayboluşGeorges Perec · Ayrıntı Yayınları · 20181,320 okunma
·
215 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
ecitah
Gönderi Sahibi
ne kadar uzun zaman olmuş inceleme paylaşmayalı :)