Bu kitabı yılın başında almıştım ve ilk 50 sayfasını okuduktan sonra (itiraf edeyim, biraz sıkıcı bulduğum için) kenara kaldırmıştım. Garip bir şekilde, ara ara Türk edebiyatında mutlaka okunması gereken kitaplar arasında olduğunu gördüğüm Çingeneler kitabına bugün bir şans daha vermek istedim. Sonuç: Muhteşem bir kitap okudum. Osman Cemal Kaygılı, tamamen gerçeğe dayanan, belgesel niteliğinde bir roman yazmış. Yazar, 20. yüzyılın başlarında geçen ve o yılların İstanbul'unu arka fon olarak kullanan romanında, dönemin Çingenelerini inanılmaz bir şekilde anlatmış.
Kitabın dili, hikâyenin işlenişi, atmosferin muhteşemliği ve kitabın sonunda yer alan, gerçek kişilerin fotoğraflarıyla zenginleşen sayfaları sayesinde eser, orijinal bir belgeye dönüşmüş. Sait Faik Abasıyanık, Çingeneler için “şaheserdir” demiş ve ona katılmamak mümkün değil. Zira kitapta adı geçen kişileri ve başlarından geçen olayları okurken, onları gözünüzün önünde canlandırmadan duramıyorsunuz. Bu da sanırım Osman Cemal Kaygılı'nın ne kadar usta bir edebiyatçı ve kalem olduğunun en büyük göstergesi.
Konusuna gelirsek; iki arkadaş, o dönemde "Topçular" denilen bir yerde etrafı seyredip temaşa ederken, az ileride çadırlarda yaşayan Çingenelere rastlarlar. İçlerinden birinin, kendi dillerinde bir ninni söylemesiyle melodiyi merak eden İrfan isimli genç, bu noktadan sonra kendini durduramaz ve ninninin söylendiği kişi ile melodinin peşine düşer. Ancak olaylar giderek karmaşık bir hal alır.
İyi kitap.