Gönderi

TÜRK’DEN GARSON OLUR MU?
Puan vermedi·203 syf.··
2024 60. kitabı
Atatürk’ün yapmak istediği tam olarak neydi? Sevan Nişanyan’dan duyduğuma göre, Batı standartlarına uygun bir Türk burjuvası yaratmak. Bu görüşe sonuna kadar katılıyorum. Zaten yaşadıkları çağda, Atatürk benzeri önderlerin neredeyse tamamının amacının da bu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Laiklik, tevhid-i tedrisat, Batıcılık, şapka kanunu, vb. kavram ve uygulamaların hepsi, nihayetinde dünya ile uyumlu bir Türk burjuvazisi oluşturulması yolunda atılmış adımlar. Kuvvetli kalem, Kemalizm’in azizlerinden Falih Rıfkı Atay’ın da aynı görüşte olduğunu “Kurtuluş” kitabında gördüm. Kitap 60’lı ve 70’li yıllarda Atay’ın yazdığı köşeyazılarından derlenmiş. Dönemin olayları karşısında katıksız bir Kemalistin bakışını, eleştirilerini, serzenişlerini ve Atatürk’ten anılarını içeriyor. Kemalizm’i yalnızca Atay’ın görüşleri temsil edebilir mi? Bence, büyük oranda, evet. Kitaptan, saf Kemalizm ile ilgili ne öğreniyoruz? Bir kere, Atay tavizsiz bir Batıcı. Bu konuda asla ama asla tavizi yok. Ona göre Türkiye’nin yönü, pusulası, işleyişi ve ruhu “Batı” olmalı. O kadar. Zaten bu yüzden kendisi, benzer bir tavizsiz tutumla Komünizmin de düşmanı. Ölümüne bir nefret besliyor Komünizme ve Komünistlere karşı. Neden ve süreçlerini anlayabiliyorum, yine de bugün kendisine Atatürkçü deyip Batı düşmanlığı yapanlara ya da Atatürkçülükten “solculuk” çıkarmaya çalışanlara itimat etmemeli. İçinde çok değerli isimlerin de bulunduğu bu grup, Atatürk’ün halkçı uygulamalarını solculuk zannedip, onun Batıcılığı asla dışlamayan bir biçimde Türkçü ve Milliyetçi olduğunu unutuyorlar. Unuttukları bir şey de, eğer yaşasaydı Atatürk’ün NATO’ya seve seve üye olacağı ve Komünistlere göz açtırmamaya devam edeceğidir… F. R. Atay’a dönersek, onun tarafından temsil edilen Kemalizmin şaşmaz bir ilkesi de, elbette ki laikliktir. Atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra bile, ezanın yeniden Arapça okunmaya başlamasına karşı çıkmaya devam ediyor mesela. İmam-hatip okullarına da karşı… İşte bu üç husus çok önemli: Batıcılık, Komünizm düşmanlığı (serbest piyasa yanlılığı) ve Laiklik. Bunlar Atay’ın, yani Mustafa Kemal Atatürk’ün üzerinde yükseldikleri üç ana sütun. Atay’ın “Kurtuluş” kitabından (ayrıca diğer kitaplarından) çıkarılan ve benim de paylaştığım sonuç bu. Bunların bir Türk burjuvazisine giden yolu döşeyen taşlar olduğu da muhakkak. Kitapta anlatılan ve “bir Türk burjuvazisi yaratmak” üzerine sözünü ettiğim düşünceleri kanıtlayan şu anekdotu hiç unutmayacağım: Atay, Büyükada’daki bir restoranda bir araya gelen bir grup Rum kadını anlatıyor. Bu kadınlar, yanlarına gelen garsona ne sipariş edeceklerini önce kendi aralarında Rumca tartışıyorlar. Sonra garsona dönüp, ne istediklerini ona “Türkçe” söylüyorlar… Bu hikâyede ne var, diyebilirsiniz. Atay, sanırım o zamanlar şimdikinden çok daha prestijli ve gayrimüslimlerin tekelinde olan garsonluk mesleğinde bir Türk’ün bulunmasını ve o Rum kadınların, garson Türk’le siparişlerini vermek için Türkçe konuşmak mecburiyetlerini nasıl bir gururla anlatıyor… Bırakın pilotluğu, mühendisliği, doktorluğu; garsonluktan bahsediyoruz. Aynı kitapta daha önce, gayrimüslimlerin hâkim oldukları İstiklâl Caddesi’ne Türk ve Müslüman olarak utana sıkıla çıktıklarını anlatan Atay, bir Türk’ün garson olmasından bile sevinçli. Tek Parti döneminde yapılmaya çalışılanları çok küçümsüyoruz, çok… Falih Rıfkı Atay, Atatürk ve Kemalizme ihanet edildiğini çok erken dönemlerde dillendiriyor. Kendisine benzeyen diğerleri gibi. Bugünkü Türkiye’yi görse, bir bakıma sevinçten içi içine sığmaz, bir bakıma üzüntüden ayakta duramaz… Tüm kitaplarını okumak şerefine erişmek dileğiyle…
KurtuluşFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 2018374 okunma
·
104 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.