Puan vermedi·164 syf.····Okunma: 27 Eylül 2024 21:14 Frederick Douglass bu kitabı Amerika'nın kuzey vilayetlerine kaçtıktan sonra 1845 yılında yazıyor. İç savaş ve köleliğin kaldırılmasına daha 20 yıl var. Öyle taze ki yazdıkları, nasıl kaçtığını bile anlatmak istemiyor. Güneydeki köle sahiplerine fayda sağlar da o kaçış yollarını kapatırlar diye...
Kuzeydeki insanları, güneydekilerden ayıran neydi onu düşünüyorum kendi kendime. Bunlar deccal de yukarıdakiler melek mi de böyle oldu, diyorum. Sanırım değil. Yasasızlık ve orantısız güç en masum insanı bile ayartabiliyor. Bunu yine kitaptan bir örnekle anlayabiliyoruz. Frederick çocuk yaşlarda "henüz hiç kölesi olmamış" yeni evlenmiş bir kadına köle olarak kiralanıyor. Bu kadın ona başlarda çok iyi davranıyor. Okuma-yazma bile öğretmeye kalkıyor ama daha bir köleye her şeyi yaptırabilme özgürlüğü ve onların kendisi gibi olmadığı, eşit olmadığı hatta insandan sayılmadığı çok fazla durumla karşılaşa karşılaşa kölelerden uzaklaşmaya, onlara diğer sahipler gibi davranmaya başlıyor. Frederick bu durumu temiz kalbi zamanla kararmaya başladı diye tarif ediyor. Bu yüzden yasalar çok önemli, bu yasaların doğru uygulanması iyi takip edilmesi çok önemli.
Frederick bu kitabı yazdıktan sonra çok popüler oluyor. Başkanla görüşmeler, senatörlükler. Kitapta bahsettiği siyahi eşi ölüyor. Beyaz bir feminist gazeteci ile evleniyor. Hatta onunla evlendiği için bir başka beyaz kadın neden benimle eğlenmeyin diye intihar ediyor falan :))
Kölelik Amerika'da 1865 dedik ya, Osmanlı'da 1847'de kalkıyor. Koymuşuz. Suudi Arabistan'da, Yemen'de vs müslüman coğrafyada taa 1962'de o da Birleşmiş Milletler baskısıyla kaldırılıyor. Bu bile çok şey anlatıyor.