"Eğer ruhunu şeytana sattıysan ölüm bir kurtuluş değil, tutsaklığın ta kendisidir."
Ölüm Bekçisi
Merhabalar herkese... John Everson'ın kaleminden Ölüm Bekçisi isimli kitabının kendimce incelemesini yapmak üzere buradayım. Öncelikle yazarın kalemiyle ilk kez tanıştım. Kitabı pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Başlangıçta güzel bir açılış yapılsa da ilerledikçe beni tatmin etmeyen bir roman olduğunu anladım zira o açılıştan sonra roman nasıl o hâle geldi hâlâ anlayabilmiş değilim. Fakat okunması kolay ve yazıları büyük puntoyla yazılmış olduğu için yarım bırakma olmadan bitireyim dedim.
Konusuna değinecek olursam; Terrel kasabasında tuhaf bir şekilde her yıl gençler kasabanın meşhur ve devasa uçurumundan kendilerini atmaktadırlar. Bu intiharların sebebini kasabadakiler bilir fakat dıştan gelen kişilere anlatmak istemezler. Muhabir Joe bu olayı araştırmaya başlar. Fakat kasabanın emniyet amiri dahil herkes bu konuyu kapatmak ister. Ajansta çalışan bir adam onu bir falcıya yönlendirir. Falcıyla buluşan Joe işin içinde çok daha gizemli şeyler olduğun kanısına varır. Joe bunun da üzerine bu işin peşini bırakmaz, araştırmaları onu kasabayı hakimiyetine alan feci ve akıl almaz bir sırra, uçurumun korkunç ve karanlık tarihine götürür. Kasabanın geçmişinde 1890'larda kasabayı kuran ihtiyar kişilerden biri beraber yaşadığı halkı korumak için şeytanla bir anlaşma yapıyor. Uçurumun kalbinde yatan bu kötü ruh her yıl genç bedenlerin ruhlarından beslenerek yaşamaktadır. Her yıl uçurumun tepesinden kurban edilecek bir ruh...Yıllar önce yerini bulan altı kızı esir alıyor ve onların çocuklarını istiyor. Ve yıllar yılı onlara musallat oluyor. Joe araştırmaları sayesinde bazı gerçeklere ulaşıyor. Peki Joe onları iblisin karanlık ve iğrenç oyunlarından kurtarabilecek mi?
Kitabın konusu ilgi çekiciydi. Kurgu da en başlarda okunabilir gibi görünüyor. Fakat kitabın atmosferi çok boğucuydu. Acayip derecede rahatsız edici detaylar vardı. Gerçekten bazı yerlerinden çok rahatsız oldum. Ritüellerin o kadar canlı ve kanlı tasvir edilmesi ürpertici ve tiksindirici hislere neden oldu. Ve sonu da fantastik bir filme yakışan bir sonla bitti. Kitabın sonu kitabı boşa mı okudum ben dedirtiyor. Dili açık ve basitti. Betimlemeleri beğendim gerçekten etkileyici betimlemeler vardı. Fakat kitabı beğenmedim. Kitapta kurguyu ileriye taşıyacak hiçbir hamle olmamış. Tekdüze bir şekilde konunun etrafında dönülmüş sadece. Biraz da olsa bu kitabın atmosferinde Stephen King ve Jennifer McMahon esintileri hissettim. Kitaptan anladığım ve bana kattığı şey şu oldu onu söyleyebilirim. Kendi iblislerimizi yenmek için çoğu zaman yapmamız gereken irademizi konuşturmamızdır. Tavsiye edebilir miyim bilmiyorum sevecek olan okurlar olabilir. Herkese keyifli okumalar dilerim.
Kitaplarla kalın.
Sevgiyle.<3