Uzun zaman oldu otobiyografik bir metin okumayalı. Sizi bilemem ama ben zor etki altında kalan bir okurum. Bu kitabın bende etkisi büyük oldu. Size biraz bahsetmek isterim yazar Ryūnuske Akutagawa'nın yaşamından. İntihar etmeden önce kaleme aldığı son eser bu. Öyküler topluluğu mevcut içerisinde, sizin akıl dehlizlerinizde iz bırakacak kadar gerçek hikayeler var. Çevresini gözlem altına aldığı, şizofreninin son demlerini yaşarken annesinden kalan yadigar hastalığıyla kendi içinde boğuşuyor.
Böyle bir durumu kaç kişiye söyleyebilir insan? Söyler ama kimin ona olan bakış açısının değişebileceğini göze alabilir? Annesi ile çok sağlam bir bağı yok aslında. Sevgisiz, mutsuz ve yalnız bir yaşam sanki Ryūnuske'ın şu kısacık hayatı. Hayatına son vermeden önce kısacık kitabında arkadaşına bir mektup iliştiriyor. "Bu kitap basılmalı, benden sonra mutlaka basılmalı" diye. Ölüm kararını alıdığında psikolojisini öyle derin işlemiş ki bir an "dur" demek geliyor insanın içinden. Onda yarattığı depresif hali ve son anında vedaya bu kadar kucak açmasının yarattığı ruhsal bozukluğu en küçük ayrıntısına kadar anlatıyor.
Mental olarak iyi bir zamanda okunmalı. Bakın; okunmasın demiyorum. Sadece iyi bir döneminize denk gelmeli. Zira üzücü, yıpratıcı ve akılda iz bırakan satırlar var. Umut vaat eden genç Japon yazar Ryūnuske Akutagawa bana göre unutulmayacak bir kaleme sahip. Ölü ya da diri, her daim hatırlanmayı hak edenler arasında bir yazar.
#birbudalanınyaşamı #ryunosukeakutagawa #selyayincilik