İslâm Toplumunun Günümüzdeki Büyük Açmazı ve Çözüm Önerisi
İslâm toplumu, onlarca yıl boyunca bazıları stratejik bazıları epistemolojik (bilgiye ilişkin, bilgi kuramıyla, bilgi felsefesi ile ilgili olan)* birtakım krizlerden geçmiştir. Bugün söz konusu krizlerin acı meyvelerini topluyoruz ve bu yüzden kendimizi coşkulu ve gergin bir dünyada hayatta kalma mücadelesi verirken buluyoruz. Özellikle genç nesillerimizin zihninde mevcut duruma ilişkin hayal kırıklığı ve geleceğe dair karamsarlık hâkim. Bugünün dünyasında yaşadığımız gerçeklik, politik ve stratejik eylemin derinlemesine düşünülmesini gerektirmektedir. Siyasi yapılar özü itibarıyla Hz. Peygamber ve İslâmî hilafet günlerinde olduğundan çok farklıdır. Modern devlet kavramı, İslâmî geleneğin bilip tanıdığı devletten tamamen farklılaşmıştır. Dahası, ekonomik boyutlarıyla globalleşme ve siyasal , yasal ve teknik evrensellik, modern devletin görmezden gelemeyeceği birtakım otoriteler ortaya çıkarmıştır.
Mevcut durumla ve gelecekle başa çıkma sorunu, siyaseti gerçeklik, insanların günlük hayatta ilerlemek için uygulaması gereken yeni değerler empoze ediyor ve bazılan kimliklerini korumak adına bu değerleri teorik olarak reddediyorlar. Bu esnada insan, gerçekliğin ideal ile çatıştığı zararlı bir ikilik içine düşüyor ve bu şizofreni durumu, kaygı ve gerginliğe neden olmaya başlıyor. (...) [sf. 486-487]
Bu şizofreni, tehlikeli ve zararlıdır. Epistemolojik ve psikolojik bütünsellikle çelişir. Dengeli bir kişilik inşa edemez. Bu nedenle "yeni"den korkanların onu iki yoldan biriyle aşmaya çalıştıklarını görüyoruz: İlki sürekli bir suçluluk duygusu, karamsarlık, gerginlik, gerçekliğin reddi ve hoşgörüden yoksunluk şeklinde kendini gösterir. Bu noktada, "yeni'ye karşı direniş ve mevcut durumu -şiddet kullanarak da olsa- miras alınan ideal modele göre yeniden inşa etme çabası görülmeye başlar. [sf.487]
İkinci yöntem, pratik yaşamı manevî ve itikâdi yaşamdan tamamen ayırarak şizofreniyi kurumsallaştırmaya çalışır. Böylece zaman zaman pratik yaşamdan bağımsız bir şekildemanevi izolasyon içerisinde yaşar. Bu sayede pratik ve maddi yaşantısı olduğu gibi devam ederken tasavvuf veya meditasyona yönelmek gibi davranışlarla kişisel kurtuluşun ve psikolojik istikrarın izini sürer. [sf. 487]
Sorun her iki yöntemle de çözülmeyecek; ne tarihsel örneği yeniden üretme girişimi başarılı olacak ne de şizofreniyi kurumsallaştırma girişimi başarıya ulaşacaktır. En iyi ve en doğru çözüm; kişinin bilgi metodolojisinin yenilenmiş gerçeklikle uyumlu olması ve ikilem veya şizofreni içermeyen birleşik bir bilgi modeli sunabilecek vizyona sahip olmasıdır. Söz konusu vizyon, mevcut durum hakkında derin bir farkındalığa ve ideal olana ilişkin yenilenen bir anlayışa sahip olmaya gerektirir. Buna ise sadece TAKLİDİN ESARETİNDEN ÖZGÜRLEŞMİŞ ve sorunun zamanın değişmesinde değil SORUNUN ZAMANIN DEĞİŞMESİNDE DEĞİL, ZİHİNLERİN TEMBELLİĞİNDE OLDUĞUNA İNANAN AKIL sahip olabilir. [Sf. 487]
____________________________________________________
* Epistemolojik: bilgiye ilişkin, bilgi kuramıyla, bilgi felsefesi ile ilgili olan
(Kaynak: Ekşi Sözlük)