Kimliği "değişmeyen kurucu söylemler" olarak değil; büyüyen, gelişen ve olgunlaşan canlı bir varlık olarak görmeliyiz. Kurucu birincil söylemler ile kimlik arasında ayrım yapmak zorundayız; çünkü kimlik, birincil söylemlerin zaman ve mekandaki etkileşiminin ve uygulamasının ürünüdür.
Statik bir kimlik söz konusu olmadıkça değişim, kimlikten vazgeçmek anlamına gelmez. Aksine değişim, kendisiyle olan etkileşimimize göre daha iyiye ya da daha kötüyedir. Değişimle uzlaşmak ya da kabul etmek zorunda değiliz; bunun yerine onu anlamak ve onunla etkileşime girmek zorundayız. Böylece iyilik değerlerini destekler ve kötülük temayüllerini (eğilimlerini) kontrol altında tutarız.
Sayfa 488 - Vadi Yayıncılık, 11. Basım, Şubat 2024·Kitabı okudu