·432 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Kasım 2017 14:18 İlk olarak beni derinden etkileyen kitaplardan biri olduğunu belirtmek isterim. Kitaba çoğu insanın muzdarip olduğu ve belkide kurtulmakta çok zorlanılan iki konuyla giriş yapılıyor: Ümitsizlik ve İhanet.
Romanın iki başkahramanı:
Hayatındaki yadigar dostu ile ilk ve tek sevdiği kadın tarafından ihanete uğrayan, kendini büyük bir yalnızlığa sürükleyen, ömrünü geçmişine hapseden ve ölmek isteyen bir insan (profesör Nietzsche)...
Ve yine hayatında büyük başarılar elde etmiş , çoğu insanın sahip olmak istediği şan, şöhret, evlilik ve zenginliğe ulaşmış, elindekilerin değerini fark edememesi sebebiyle kendini mutsuzluğa sürükleyen, kendini yaşamının içinde kafese sıkışmış tutsak gibi gören bir insan ( doktor Bruer)...
Bu iki insanın birbirlerine yardımcı olmak için yaptıkları konuşma terapisi ise romanın ana konusunu oluşturuyor. Doktor Bruer, Profesörü ümitsizlikten kurtarmak isterken kendisinin acil yardıma muhtaç bir hasta olduğunu anlıyor. Bir iç dökme ile başlayan konuşma, büyük bir özgürlük, farkındalık ve rahatlama ile son buluyor.
Bu iki baş kahramanın özellikle konuşmaları ve yaşadıkları beni kitaba çekti. Özellikle ete kemiğe bürünmüş saplantılarla zihninin içine sıkışmış insanların bu kitabı okuması gerektiğini düşünüyorum. Çoğu saplantı aslında bir çok sebebi olan bir yanılsamadan ibaret olabiliyor. Zihnimizi, kendimizi, hayatımızı ele geçiren o saplantıların tutsağı haline gelmeden bu kitabı okumanızı öneriyorum