10/10
·380 syf.··
2024 13. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2024 22:10
Bu öyle bir roman ki üzerine söylenmesi ve konuşulması gerekenler bu romandan daha uzun bir kitap yazmayı gerektirir.Yine de ben kendimce bazı basit düşüncelerimi yazmak istiyorum. Ahmet Hamdi Tanpınar Cumhuriyet Dönemi edebiyatının başına gelen en güzel şeydir. Yahya Kemal'in öğrencisi olduğunu roman boyunca bir çok noktada bize hatırlatan Tanpınar, şiirsel dilinin ustalığını gözler önüne sermiş. O harika cümleler, şiirsel üslup nasıl bir dimağdan çıkmış olabilir diye hayretle okuduğum sayfalar.. Sadece dilin büyüsü bile sayfalarca konuşabilir. Ahmet Hamdi Tanpınar aslında şair olsa da şiirsel dilini en iyi romanlarında kullanabilmiş, ölçü ve aruzlardan uzak özgürlüğünü en iyi yaşayabildiği yer düz yazı metinler olmuş. Bu yüzden de kendisini hocası gibi bir şair olarak değil de bir yazar olarak tanıyoruz bir çoğumuz. Ama bu Tanpınar'ı üzmemeli bana kalırsa. Çünkü her birimiz romanlarındaki o şiirsel dilin mükemmelliğini konuşarak şairliğinin de hakkını veriyoruz :) Dürüst olmak gerekirse, Bedesten gezisi ve Nuran bölümündeki musiki anlatısı kısımlarında çok sıkıldım. Kitabın devam eden kısımlarındaki musiki anlatılarını keyifli bir hale getirmek için bahsedilen besteleri araştırarak arka planda çalarak okumaya çalıştım. Diğer kısımlardaki musiki anlatıları bu şekilde sıkıcı olmaktan çıktı benim için ve bir keyfe dönüştü. Belki de Ahmet Hamdi Tanpınar'ın unutulmasını istemediği o musikiyi bir okurun keşfetmiş olması romanı amacına ulaştıran bir detay olmuştur :) Roman boyunca bir çok entellektüel keşif yaşamak mümkün. Sanat eserleri, ülkemizin tarihi dokuları... Merak edip baktığınız her detay size yeni bir kültürel bilgi katacaktır. 380 sayfalık bir romana bu kadar entellektüel bilgiyi nasıl sığdırdığına yine hayret ettiğim bir dimağ işte Ahmet Hamdi Tanpınar... Bir çok kişinin de söylediği gibi bu aslında "Huzursuzluğun" romanı. İç huzurumuzu yine kendimizin herhangi bir madde üzerine yüklemeden kendi içerimizde yaratabileceğimizi Mümtaz karakteri üzerinden anlatırken topluma güzel bir psikolojik ders de veriyor aslında. Mümtaz karakteriyle hepimizin yüreğini sızlatıyor. Mümtaz aslında Türk toplumunun eski ve yeni arasındaki bocalamasını temsil ediyor. Mümtaz'ın Nuran'a olan aşkı; hayatta güzel olan her şeyi onun etrafında toplaması üzereniydi. Bu aslında Tasavvufi bir aşkı imgeliyordu. Ama her şeyin sonunda bütün hayatın anlamlarını Nuran'a yüklemenin doğru olmadığını anladı. İnsan önce kendini sevmekle mutlu olabilir. Suat, romanın son bölümünlerinde gündeme gelen Hitler karakterinin veya insanların huzurunu kaçıran tüm harplerin toplum içindeki yansımasını temsil ediyor olabilir. Suat hayatı boyunca hem kendini hem çevresini mutsuz etmek için varolmuş mazoşist bir karakter. SPOİLER İÇEREN CÜMLE: Çocuk yaşta anne babasını kaybetmiş bu adamın hikayenin sonunda mutlu olduğunu bir türlü i görememek aksine şizofrenik belirtilere hapsolduğu bir hayatın içinde gözlemlemek benim bütün huzurumu kaçırdı...
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergâh Yayınları · 202421,4bin okunma
·
77 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.