Puan vermedi·158 syf.····Okunma: 01 Ekim 2024 10:18 Jack London her bir kitabında doğayı ve doğaya ait olan öğeleri o kadar başarılı bir şekilde ele alıyor ki, hayran kalmamak elde değil. Bir kurt köpeğinin aklına girebilseydik gerçekten dünyayı bu kitapta anlatıldığı gibi görürdük sanki. Kitabın başından sonuna Beyaz Diş’in ve çevresindeki diğer hayvanların da hayatı nasıl yaşadıklarını şahane bir biçimde kaleme almış, onların insanlara yani ‘tanrılarına’ olan bakışlarını muhteşem bir hayal gücüyle yazmış.
Kitaptaki bir başka dikkat çekici nokta da ahlak, adalet kavramlarını üstü kapalı bir şekilde ele alması. En sonunda kendi tanrısını öldürmeye kalkan ‘suçsuz’ kaçak mahpusu öldürüp kahraman ilan edilmesi… Üstelik kendi tanrısı tarafından suçlu sayılarak hapsedilmiş olan kaçak mahpus… Vicdan yaptıran, ‘Gerçek kahraman kim şimdi?’ diye düşündüren ve yine de dönüp dolaşıp Beyaz Diş’i kahraman ilan eden bir sondu.
Sevgi gösterdikçe sevgi görmenin de işlendiği kitabın son bölümleri oldukça keyifliydi de. Genel olarak sevdiğim bir okuma oldu. London’ın natüralist yazımını beğeniyorum, özellikle de çiğ oluşunu. Kelime oyunları, edebi olarak bir gösteri yok ama doğayı o kadar çiğ bir şekilde önünüze bırakıyor ki, siz ona hayranlık duyarken kitap bitiveriyor.
Bir de kış temalı kısımlar tam bir rahatlık alanı yaratıyor, sanırım bunu kitaplarda bulmayı da çok seviyorum.