Ne zor bir eser… Okurken insanın içi sızlıyor. Charlie zihinsel engelli bir yetişkin, bilim insanları onu zeki yapabilecekler mi diye meraklı… Sonuç?
Etik olarak zihinsel engelli yetişkin bir bireyi daha zeki yapmak üzere ona bir ameliyat yapılacaksa kime sorup izin alınır? Ailesi bu izni verebilir mi? Ya da zaten zihinsel engelli, onun için fark etmez mi?
Bu soruların yanı sıra okurken Charlie’nin nasıl zamanla değiştiğini, bakış açısından olaylara karşı olan tutumunu okuyoruz. Günlük tarzı anlatıma sahip olduğu için direkt karakterin kafasının içindeyiz aslında ve onun yazdıklarını okuyarak gelişimine ve sonra da devamına şahit oluyoruz. Aşk hayatına, gördüğü şeyler karşısında tepkilerine, duygusal gelişimine, arkadaş çevresi sandığı kişilerle sıfırdan tanışmasına, ailesiyle olan travmalarıyla yüzleşmesine tanıklık ediyoruz. Yazım çok etkileyici. Zihinsel engelli olduğu bölümde yapılan yazım hatalarını okurken, o bölümlerde ne kadar saf olduğunu okurken kalbiniz sızlıyor. Aile yüzleşmesi kısmında çok etkilendiğimi de belirtmeliyim. Ayrıca artık sona yaklaşırken çok zorlandım. Charlie’nin Algernon ile paralel ilerleyişinden yola çıkması ve kendi başına gelecekleri biliyor olması beni yıktı.
Muazzam bir hikaye.
Ne değerli insanlar yaşamış… Okudukça kendi öğretmenliğimi sorguladım, neleri iyileştirebilirim, kendimi nasıl geliştiririm diye düşündüm. Ama asıl iş öğrencileri Mahir hoca gibi etkileyebilmek, o da bunu onlara değer vererek yapmış.
Mahir İz diye birinin varlığından dahi haberim yoktu, ta ki okul okuma grubumuzla bu eseri seçip okuyana dek. İyi ki okumuşum, iyi ki tanımışım bı zatı. Öğrencilerini evine davet edip ders veren, derslerini onları da alıp Kanlıca’ya yoğurt yemeye giderek ya da bir vapur gezisinde deniz manzarasına karşı sohbet ederek işleyen bir öğretmen... Bilginin değerinin farkında olduğu kadar, zihnini dinç tutmanın önemini de bilen bir kişilik… İmanın hassasiyetine, inancın getirdiği bilince sahip bir adam… Çok memnun oldum okuduğuma. Bence her öğretmen okumalı.